VAKIF MECLİSİ ÜYEMİZ MEHMET ZEKİ KARAHAN'I ANDIK

KOCAV Meclis Üyesi Merhum Zeki Karahan’ı Anma Programı, 12 Aralık Cumartesi günü KOCAV Erol Güngör Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Program Mehmet Zeki Karahan’ın hayatının, kişiliğinin ve başarılarının anlatıldığı slaytla başladı. Uzaktan yakından davete icabet eden bütün dostlara minnet ve şükranların sunulmasının ardından açılış konuşmasını yapmak üzere Vakıf Başkanı Av. Dr. Ali Ürey kürsüye geldi. Başkan Ürey, konuşmasına Karahan’ın vefat haberini duyması ile başladı: “Merhum Zeki Karahan’ın değerli ailesi, KOCAV’ın değerli mensupları Merhum Karahan’ı hayırlarla yâd etmek üzere yapmış olduğumuz bu toplantıya teşrifleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yaklaşık dokuz ay önce soğuk bir Mart günü Kuzguncuk’ta bir nikâh masasında nikâh şahidi olurken telefonum çaldı. Arayan kadim dostumuz Kerim Tıkır’dı. Ürkekti sesi, konuşmaya cesaret edemiyordu. ‘Haberin var mı?’, dedi. ‘Neyden?’, dedim. ‘Zeki Karahan…’, dedi. ‘Ne olmuş?’, dedim. ‘Vefat etmiş’, dedi. ‘Hayır olmaz, yarın öğle yemeğini beraber yiyecektik, öyle randevulaştık, emin misin?’ dedim. Teyit etmek için aradığımız her telefon bu haberi doğruladı. Gerçekten o gün yüreğimize ateş düştü. Hiç beklemediğimiz bir zamanda hiç ummadığımız bir anda Zeki Karahan’ı Hakk’ın rahmetine yolcu ettik. Bugün vefatından yaklaşık dokuz ay geçti. Zeki Karahan kardeşimizi anmak için buradayız. Ona vefamızı göstermek, ona bu dünyada iyi insanlar unutulup gitmiyor demek için buradayız. Zeki Karahan, KOCAV’ın bir mensubuydu. Vakıf meclisi üyemizdi, mü- tevelli heyetimizdeydi, bir dönem başkan yardımcımızdı. Hatta şu an içinde bulunduğumuz salonun çelik yapımı da Zeki Karahan’ın öncülüğünde yapıldı. Karahan, KOCAV için çok önemliydi. Ama KOCAV’dan daha çok insanlık için önemliydi. Gerçekten de o ‘hayır’ söz konusu olduğunda ‘hayır’ diyemeyen bir insandı. Allah mekânını cennet eylesin. Bugün sırasıyla ailesi, okul arkadaş- ları ve iş arkadaşları kendisi hakkında duygu ve düşüncelerini bizlerle paylaşacaklar.” Baş- kan Ürey’in konuşmasının ardından Zeki Karahan’ın okul arkadaşları söz aldı. Ayhan Savıldız: “Biz rahmetliden tertibi öğrendik. Bir şey konuşurken yazardı, söz uçar yazı kalır derdi. Biz 45 yıldır devamlı görüşürdük. Başkanımın dediği gibi de kendini hayra kaptıran bir arkadaşımızdı. Ben sözünde durmayı ve yardımlaşmayı kendisinden öğrendim. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun. Tekrar hepinize sabırlar diliyorum.’’ Enver Sancar: “Sevgili kardeşim Zeki, Eskişehir’deki karşılaşmamızı hatırlıyorum. Üzerinde bembeyaz bir pardösü vardı. Seni fark etmemek mümkün değildi. Seni her kış mevsimine beyaz renkli o pardösüyle görürdük. Beyaz rengin taşıdığı bütün güzel vasıfları fazlasıyla taşıyordu. Tertemiz, saf ve berrak düşüncelere sahip ve her zaman fark edilen bir arkadaş, mükemmel bir insandı. Son 5 yıl birlikte yaptığımız iş seyahatlerinde bu vasıfların daha fazlasına tanık oldum. Tanıştığımız görüştüğümüz herkese, orada, kendini hayran bıraktı. Sevgili kardeşim nur içinde yat, Allah mekânını cennet etsin.’’ Daha sonra Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Rektörü Hasan Gönen, Merhum Karahan’ı rahmetle andı. Hamdi Özet: “Zeki ağabeyimize rahmetle anmak adına bu toplantıyı tertip edenlerden Allah razı olsun. 1974 yılında rahmetli ağabeyiyle beraber aynı evi paylaştık. 1978 yılında vefat eden ağabeyimle aynı sınıftaydılar. Zeki ağabeyi bir ay kadar önce rüyamda gördüm, çok iyi gördüm. İnşallah kabri cennet bahçelerinden bir bahçedir. Zeki ağabeyi anlatmam için onun iç dünyasının benzer olduğu ağabeyimden bahsetsem iyi olur. Babam anlattı; ağabeyim soğuk bir kış günü üniversiteye gitmek için evden çıkar, birazdan geri gelir. Babam niye okula gitmedin diye sorduğunda, ağabeyim, tek ayakkabısı olmadığı için ayağını diğer ayağının üzerinde taşıyarak simit satmaya çalışan çocuğa bütün parası bu olan otobüs parasını verdi- ğini söyler. Zeki ağabey olsa aynı şeyi yapardı. Ağabeyim olduğu halde kime nasıl faydalı olduğunu çok sonra öğrendim. Gençlikte yapılabilecek yanlışlara mani olmaya çalışırdı. Kendinden küçüklerle muhabbeti vardı. Vaktini boş geçirmez, boş konuşmazdı. Zeki ağabeyimizin samimiyeti, iffeti hep iyilik pe- şinde idi, iyi bir kul olduğuna şahitlik ederim. Allah evlatlarını ve bizi mümin kullarından eylesin.’’ Mustafa Karahan, Sedat Kara, Tuncay Kozanlı da kürsüye çıkarak Merhum Karahan’ı yâd etti. 1969’da Kayseri Yapı Sanatları’nda üç sene beraber okuduğu Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu ise Merhum Karahan için rahmet dileyerek; “Bizler ondan ilham aldık. Allah bize de onun gibi yaşamayı nasip etsin.’’ diyerek üzüntülerini dile getirdi. İş arkadaşları Adil Mirmahmutoğulları, Cevat Saraç, Taha Küçük, Fuat Çakaroğlu, Hava Demir de söz alarak Merhum Karahan ile hatıralarından bahsedip rahmetle andı- lar. Zeki Karahan’ın ailesi ve dostlarıyla olan ilişkileriyle birlikte iş hayatında da ne kadar dürüst ve güvenilir olduğu iş arkadaşlarının ifadeleriyle dile getirildi. Son olarak Merhum Karahan’ın ailesi; eşi Şifa Karahan, kızı Begüm Karahan, oğlu Oğuz Karahan ve babası Salih Karahan tek tek kürsüye çıkarak üzüntülerini dile getirdiler. “Ben eş olarak Allah’a hep şükrettim. Şu anda da hamd ediyorum bana böyle bir eş nasip ettiği için” diyen Şifa Karahan, “Kader sırat-ı müstakimdir. Biz, o sırat-ı müstakimden giderken kimin ayağı kaysa birbirimizi çektik. Eşim bana sureleri öğretirdi. İkimizin arasındaki karı koca ilişkisi dostluğa dönmüştü. Ve ben bir eşten çok bir dost kaybettim, bir Allah dostu kaybettim.” sözleriyle eşinin vefatının ardından hissettiklerini dile getirdi. Merhumun kızı Begüm Karahan da “O bu dünyayı terk ederken eminim hepimizin bir parçası da onunla gitti.” dedi ve aslında Zeki Karahan’ın fani dünyada ne denli kalıcı etkiler bıraktığını ifade etti. Bir baba kaybetmenin ne kadar zor olduğunu şu sözlerle açıkladı: “Babamı kaybedişimden sonra geçen sekiz ay benim için derin ve yorucu bir süreçti. Onsuz geçen zamanda hayatta verdiğim savaşın anlamını daha çok sorguladığımı hissediyorum. Türk sanat müziği kulağıma her zamankinden özel ve güzel geliyor. Kanun sesi duyunca hüzünleniyorum.” Merhumun oğlu ve babasının konuşmaları- nın ardından program dualar eşliğinde son buldu.