ÜSTADLARDAN KALAN HATIRALAR

Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Koç Hocamız sohbetine “Yedi Güzel Adam” bahsinin açılması üzerine, Yedi Güzel Adam’dan ve ağabey diye hitap ettiği Cahit Zarifoğlu ile yaşadığı bir anısını anlatarak başladı. Bu giriş bizleri güzel anılarla dolu bir gecenin beklediğinin habercisi

gibiydi. Öncelikle, şu günlerde ülke gündemimizi sıkça meşgul eden, kadın ve medeniyetimizin kadına verdiği değer konusuna değinen hocamız, konuyu şu şekilde özetledi: “Bir şey ne kadar saygı duyuluyorsa adı o kadar çok olur. Kendi adıyla anılmaz. Buna en önemli örnek kadındır. Kadının aslında adı o kadar çok ki; yengedir, eltidir, görümcedir, haladır, teyzedir, ahretliktir, hemşiredir daha aklıma gelmeyen birçok isimdir.

Adını anmamak için bu kadar çoğalır. Saygı duyduğun bir şeyin adını her yerde anamazsın. Bizde o yüzden kadının adını her yerde anmamak için bu şekilde birçok isim kullanırız.” Sohbetin ilerleyen dakikalarında “İslam’a Giriş” konusunda yeterli kaynak bulunmadığına ve gençlerin bu konuda doğru bilgiye ulaşamamasına değinen hocamız, otorite olacak bir giriş kitabının önemine değindi. Hocamız İslam’a giriş kitabı konusunda sözlerini “Batıda her alanda, aşağı yukarı 5-10 yılda bir, o alanın en uzman kişisine o alanla ilgili bir giriş kitabı yazdırıyorlar. Diyelim ki felsefede, siz bugün Batı düşüncesinin ne olduğunu bilmek istiyorsanız size otorite kitabı olarak iki kitap veriyorlar, arz ettiğim türde felsefeye giriş, mantığa giriş diye ve oradan cidden öğrenip çıkıyorsunuz. İslam’a giriş de bu şekilde. İslam ne, Kuran ne, vahiy ne, bunları nasıl anlatacağız? İslam, daha 30 yıl olmadan İspanya’dan Hindistan’a kadar uzandı. Bir din bu kadar kısa sürede bunca kültüre ve medeniyete nasıl yayıldı? İslam’ın doğduğu bölgede siyasi ortam nasıldı, nasıl yönetiliyorlardı? Bunlardan başlanması gerektiğini düşünüyorum.”

Prof. Dr. Turan Hocamız, giriş kitabı konusunda edebiyat alanında da sıkıntıların olduğunu şu şekilde belirtti: “Edebiyatta da aynı konu var mesela. Halk edebiyatına giriş, tekke edebiyatına giriş. Niye bölüyorsun ki? Bunlar aynı dünyayı anlatıyor. Bunları bölmeden, edebiyat bana nasıl bir bilgi veriyor, bana nasıl bir marifet kazandırıyor, beni neyle buluşturuyor ki bu kadar yaygın ve güçlü olmuş bunu anlatan bir kitap yaz. Bu Fuzuli’nin dilinde o şekilde ortaya çıkabilir, Sezai Karakoç’un dilinde başka türlü ortaya çıkabilir. Ben, Sezai Karakoç’un şiirinin Fuzuli’nin şiirinden zırnık farklı olmadığına inanıyorum. Şeklen farklı olabilir, baktığında hiç birbirine benzemezler ama altına, satır arasına indiğimiz zaman ikisi de aynı hakikatin güzelliğine âşık.” “İslam düşüncesi nedir?”i birilerinin gençlere mutlaka anlatması gerektiğine değinen hocamız, giriş kitabı derken, “Benim insanımın, bu milletin bir damarı var. Genlerimize işlemiş bir mirasın üzerindeyiz. Bu mirası bana yeniden yorumlatacak, bana bu ateşi aşılayacak, benim derdime derman olacak, derdimle hemhâl olacak bir giriş kitabı” kastettiğini belirtti. Bu konudaki sözlerini ise: “Bu giriş kitaplarının aynı zamanda nerden nereye geldiğimizi gösteren, aynı zamanda benim kültürümü indeksleyen kitaplar olması lazım.” diyerek tamamladı. Prof. Dr. Turan Koç Hocamıza eşlik eden, uzun yıllarını Necip Fazıl ile beraber geçirmiş gazeteci Gündoğdu Serhatlıoğlu Hocamız da bizlere çok değerli anılarını anlatarak sohbetimize katkıda bulundu. Gece boyu Necip Fazıl’dan, Osman Yüksel Serdengeçti’den, Cahit Zarifoğlu’ndan birçok anılarını bize sundular.