RENGÂHENK 46. SAYISI ÇIKTI

İsmiyle müsemma dergimiz Rengâhenk, her yeni sayısında hayatın içinden aldığı konuları en canlı renkleriyle okuyucularına sunmaya 46. sayısı ile devam ediyor. Yazarlarımız bu sayıda da birbirinden farklı konulara temas etti. Peki nelere temas ettiler? Hep birlikte göz atalım. En başta, 46. sayının medarı iftiharı diyebileceğimiz özel bir yazıyla okuyucu karşılanmış. Meryem Karakulak’ın, Milli Mücadelemizin 100. yılı münasebetiyle kaleme almış olduğu yazıda o dönemde milletimizin her hali büyük bir dikkatle tasvir edilmiş.

İncir Çekirdeği köşesinin incisi Ayşe Burhan Aytekin, kendi deneyimlerinden yola çıkarak hamileliğin kişinin iç dünyasına yansımalarını anlatmış. Tazecik bir köşe olan Karantina köşesi ise dergiye yüksek bir sesle ayak basmış gibi görünüyor. Öyle ki “Dinliyorsun Değil Mi?” diye sorarak okuyucuları, konuşmanın rekabete dönüşmesi gerçeğiyle yüzleştiriyor. Güncelin bu kadar içinden başka konular da ele alınmış. Bu kez de yazar, “Sultan Süleyman’a Kalmayan Dünya Yapay Zekâya Kalır mı?” diye sormuş. Bu yazı da, yapay zekanın insanî değerler üzerindeki olası senaryolarını vererek okuyucuya gerçeğin bir başka aynasını tutuyor. İlgisi olanların döne döne Pervane köşesine gelmesi gerekiyormuş. Derginin en Şahsiyet’li köşesinde de ilmiyle amel etmiş, kıymetli hocamız Emin Işık anılmış. Onun yolunu şiar edinip izinden gidilmiş. Bununla da yetinmeyip bir de değerli büyüklerin Emin Işık ile ilgili görüşlerini ve anılarını duymamıza vesile olmuşlar. Bu duyuştan “Dert Çok! Gel De Uyu…” sesiyle irkilerek samimi bir merhametin tam da içine düşülüyor sanki. Ahmed Pak, Sincan’da Kudüs’te yaşayan Müslümanların acısını yüreklerinde taşıyanların adeta sesi olmuş. Geçmişteki zulümleri hatırlayarak ve şimdinin gerçeklerine kulak kabartarak Rengâhenk’in sayfalarına dökmüş, kardeşinin derdiyle dertlenenlerin hüznünü. Ardından gelen köşenin Çelebi’si Emir Karakaya, okuyuculara evlerinden taa Japonya’ya kadar yol arkadaşlığı ediyor. Çaresizlik içinde kaldığı günlerde, Teruyuki San ve eşinin yardımları ile her şeyin nasıl üstesinden geldiğinin hikayesini anlatmış. Sayesinde iyi insanların varlığına olan inancınız kesinkes artacaktır.

Bunun yanında Fatma Zehra Örnek ise, insanlık tarihinde yaşanmış acıları hatırlatmış. Uzun yıllar öncesinde kafesler içine kapatılan insanların bugün ise kafesin şekil değiştirmiş haliyle kapatılmaya devam ettiğini acı bir gerçek olarak dile getirmiş. Teknocan köşesinde Seda Avaz, bizi sanal dünyaya çeken cihazların esiri haline gelip gelmediğimizi bir sorgulayalım istemiş. Seda Avaz’a kulak verip durumun vehametini daha iyi anlamak için daha ne duruyorsun sevgili okuyucu? Haydi, raflarınızı Rengahenk’in 46. Sayısından mahrum bırakmayın. Biz, sayfaları çevirdikçe artacak olan ilgi ve merakınıza şimdiden salık veriyoruz. Keyifli okumalar...