PROF.DR.HALUK DURSUN GENÇLERLE BİR ARAYA GELDİ

KOCAV Başarı Öyküleri, kimi zaman kültür, kimi zaman sanat, kimi zaman iş, kimi zaman eğitim dünyasından önemli isimlerin hayat öykülerini bizlerle paylaştığı toplantılardır. Ayda bir defa olmak üzere dönem boyunca cumartesi günleri düzenlenen Başarı Öyküleri etkinliğinde katılımcılar, kendilerine rol model alabilecekleri örnek şahsiyetler ile bir araya gelmekte, onları yakından tanıyarak tecrübe ve bilgi birikimlerinden de istifade etmektedir. Bu kapsamda Şubat ayında konuğumuz Kültür Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun oldu.

Başarıya giden yolda kendi hayatından örnekler vererek nasihatlerde bulunan Haluk Dursun, zaman zaman hayat hikâyesinden kesitler anlatarak gençlere öğütler vererek, meraklı olmalarını, öğrenme aşklarının devamlı olmasını, sıradan ve sürüden olmamalarını, iyi arkadaş seçmelerini, mutlaka bir geleneksel sanat ile ilgilenmelerini tavsiye etti. Haluk Dursun, üniversite dışında gençlerin kendini geliştirebileceği alternatif eğitim çevrelerinin bulunduğunu, bu ilim mahfillerini de değerlendirmelerini söyledi.

Galatasaray Lisesi mezunlarından olan Haluk Dursun, medrese eğitimine lise yıllarında başlayarak bu camiadaki şahsiyetlerle bire bir tanışma imkânı bulmuştur. Çetin Altan, Prof.Dr. Turan Güneş, Prof.Dr. Nihat Erim, Prof. Dr. Turan Feyzioğlu, Suat Hayri Ürgüplü olmak üzere okul dışında oluşan çevrelere de devam ettiğini, bu yerler arasında Çemberlitaş Atik Ali Paşa Medresesi ve Enderun Kitapevi’nin de bulunduğunu ifade eden Haluk Dursun, bu ilmi muhitlerde başta Ali İhsan Yurt, Fethi Gemuhluoğlu, Erol Özbilgen gibi eski kültüre hâkim kişilerin sohbetlerinde bulunmuştur.

Gazetecilik hayatına Bâbıâlî’de Mehmet Şevket Eygi’nin yanında Büyük Gazete’de başladığını, burada Necip Fazıl’dan Cemil Meriç’e, "Sahaflar Şeyhi" Muzaffer Ozak’tan Ziyâd Ebüzziya’ya ve Nezih Uzel’e kadar dönemin en önemli şahsiyetleriyle tanışmış içinde ki tarih aşkını tarihçi olma isteğinin bu dönemlerde ortaya çıktığını belirti. 

Tarihçi Olma İsteği

‘’O dönemlerde Erol Özbilgen tarafından çıkarılan Hayat Tarih Mecmuası diye bir mecmua çıkarılıyordu Şevket Rado tarafından. Tarihçi Yılmaz Öztuna da editörlüğünü yapıyordu.  Hayat Tarih Mecmuasına bir mektup yazdım tarihçi olmak istediğimi nasıl tarihçi olunur diye. O güne kadar okuduğum kitapların listesini yazdım bundan sonra neler okuyabilirim diye de sordum. Aradan biraz zaman geçtikten sonrada Yılmaz Öztuna köşesinde bana cevap yazdı. Erol Özbilgen beni arayarak tarihçi olmak istediğimi, tarihe merakımın olduğunu duyduğunu söyler, tanışmak istediğini belirtir.’’

Haluk Dursuna göre; Bir tarihçinin klasik tarih dışında bilmesi gerekenler şöyledir; Mutlaka edebiyatın bilinmesi, dini fıkıh başta olmak üzere dini bilgilerin çok kuvvetli olması sonra sosyoloji, iştemiat’ın bilinmesi, hatırat bilmek ve hatırat okumak büyük önem taşımaktadır. Alternatif eğitimin gerekliliğinden ve öneminden bahseden Haluk Dursun medrese eğitiminde ders aldığı hocalarını ayaklı kütüphaneler diye adlandırır. ’’Babıali’de ayaklı kütüphaneler vardı. Bunların arasında da ihtisas kütüphaneleri vardır.  Misal bir hadisi şerif sorulacak ise işin ehline gidilir ona sorulurdu. Gazeteden hep beni gönderirlerdi.

 Ali İhsan Hocaya git bu hadis mevzu mudur değil midir öğren, kaynaklarını söylesin derlerdi.

Sahafların Şeyhi Muzaffer Uzak, kitapçılar çarşısınında Şeyhi Ali İhsan Yurt idi. Ali İhsan Yurt kapıdan içeri girince bir sedire geçer kendi minderine otururdu. Onun bir geliş saati vardır. O saatte gelinir,  mevzu o saatte konuşulur müzakereler o saatte başlardı. Zamana göre siyasi konularda konuşulurdu. Dönemin siyasi olayları konuşulur kitaplar tavsiye edilirdi. Şunu okuman lazım diye ifade edilir orada bilgiler belirlenirdi. Böylece alternatif eğitim kaynağı oluşturulmuş olurdu. ‘’

Çok meraklı ve araştıran bir kişiliğe sahip olduğunu söyleyen Haluk Dursun, gençlere mümkün olduğunca meraklı olmak gerektiğini belirterek gençlere, meraklı taze olmak sürekli talep edip soru sormak gerektiğini söyledi. Meraklı taze; merak ederek öğrenmeye çalışmak soru sormak, soruyu doğru sormak, soruyu doğru kişiye sormak ve doğru zamanda sormak çok önemlidir.

Üniveriste yıllarından itibaren Osmanlı’ya karşı merakının arttığını Osmanlı Coğrafyasına yollculuk olarak adlandıracağı bir dizi tarihi gezilere dahil olduğunu belirten Haluk Dursun, başta tarihi mekanlar olmak üzere görünmeyen kültür öğelerinin de üzerinde durarak araştırmalar yapmıştır. Özellikle Bektaşilik ve Bektaşi babaları, kültürleri, siyasete etkileri üzerinde çok durmuştur. Kosava, Arnavutluk bölgelerine giderek Bektaşi dedelerinden kimlerin kaldığını yerinde görmeye çalışmıştır.

Haluk Dursun, merak katsayısının oldukça yüksek olduğunu, öğrendiği bir bilgiyi muhakkak birine anlattığını böylece hem kendi hafızamda tutmak hemde öğreterek onun zekâtını vermeye çalıştığını belirtti. ‘’O zaman bereketleniyor bilgi. Kendine saklarsan bereketi kalmıyor. Gördüğün kaynağı başkalarıyla paylaşmak başkalarının da ulaşmasını sağlamak, öğrenme aşkının bitmemesini Allah tan dilemek gerek. Günün sonunda kendi kendine günün muhasebesini yapmak. Bugün gene çok az şey öğrendim. Ya da bugün çok şey öğrendim gibi.

Mümkün olduğu kadar dünyadaki ölüm olan uykudan uzak durmak uyku ile dost olmamak gerek. En zararlı şeylerden biride yanlış arkadaş. Dünyası bambaşka olan seni baştan çıkarmaya meyilli arkadaş. Arkadaş ve çevre seçimini çok doğru ve dikkatli yapmak gerek. Yaşın tecrübesizliği içerisisnde görmek pek mümkün olmasada görmüş geçirmiş büyüklerimizin sözünü dinlemek gerektiğini belirtti.’’

Kişi Noksanını Bilmek Gibi İrfan Olamaz

‘’Kendi eksiklerini bilmek ve aslında en kıymetli bilgi o bilgi. Sonra bu noksanı tamamlamak üzere gayret ederek bazen himmet bekleyerek, vaktini iyi değerlendirerek iyi ortamlarda bulunarak kendini yetiştirmeyi sonuna kadar sürdürmek, öğrenme ve öğretme zevkini köreltecek ortamlarda bulunmak. Sıradan ve sürüden olmayın.  Bunun olabilmesi için sıra dışı merakınızın olması lazım ve insanların sizi güdememesi lazım.’’

Hayalim emekli olursam hayat bilgisi dersleri vermek diyen Haluk Dursun,

yaşama sanatı ve nil'den tuna'ya osmanlı yazıları isimli iki kitabın müellifidir. Güzel türkçe ve son derece akıcı bir üslûpla kaleme alınmış metinler, bize imparatorluk kültürünü çok iyi bir şekilde tarif eder. Haluk Dursun'un en dikkat çekici bir diğer yönü ise, ağaçlara karşı duyduğu derin muhabbettir. Anıt ağaçların envanterini çıkarmak gibi önemli bir görevi zevk işi edinmiştir.  Hayatında önemli yeri olan İstanbul’un tarihi güzelliklerini, kültürel özelliklerini ortaya çıkararak zaman-mekan-insan üzerinden ilk kez İstanbul Boğaz gezileri başlatmış, İstanbul’un çınarlarını, mor salkımlarını, erguvanlarını gün yüzüne çıkarmış bir İstanbul aşığıdır. Son olarak Halûk Dursun, meraklı olmaktan asla vazgeçmemek gerektiğini ve alternatif eğitimde uzak değil olabildiğince yakın olmak gerektiğini söyledi.

  Hazırlayan Zehra Damar İhtisas 2

 

PROF.DR.HALUK DURSUN