ÖNCE YOLDAŞ SONRA YOL

21 Şubat 2014 Cuma günü Divan Sohbeti, post sahipi Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar idi.  

Eğitim ve öğretimin oldukça zorlaştığı günümüzde, öğrenim fırsatlarına erişmemiz kolay olsa bile, alanında uzman diyebileceğimiz akranlarının bile ‘‘Üstadım’’ diye hitap ettiği değerli şahsiyetlerin dizinin dibine oturmak herkese nasip olmuyor.  Bu doğrultuda Süheyl Ünver ve Sabri Ülgener’in bilgileri ışığında yetişen değerli mütefekkir Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar’ı dinleme fırsatı bulduk. Hem de İstanbul’un İstanbul olduğu Süleymaniye’de, ezanlar eşliğinde. Tam da ne kadar şanslı olduğumuzu düşünürken Prof. Dr. Sayar ezanlar konusuyla sohbetine başladı.

  Ezansız semtlerin gün geçtikçe çoğaldığından yakınarak içinde bulunduğumuz değerli yerin kıymetini bilmemizi bizlere tavsiye etti. İnsan hep sahip olamadıklarını arar. Elinde olanların değerini bilmez ya da fark edemez. Tıpkı şükredeceğimiz milyonlarca değerimiz varken, son model teknolojik ürünlerin eksikliğinden yakınan biz gençler gibi. Sahip olduğumuz imkânlara ya da sağlığımıza hacet kalmadan şükretmemiz gereken yegâne hususun imanımız olduğuna değinen Sayar: ‘‘Sen sevdiklerine iman veremezsin’’. Peygamber Efendimiz dahi sevdiklerine iman verememiştir, o sadece tebliğ etmiştir. İman Allah’ın sevdiği kuluna ikramıdır. Nitekim Allah sevdiğini korur.’’’Acaba gerçekten inanıyor muyuz? Ya da inanıyorsak korunuyor muyuz? Diye düşünmeden edemiyor insan. Elbette korunuyoruz, bugün buradaysak ve bu sohbete nail olduysak şükretmemiz gereken bir şeyin daha farkına varıyoruz.

  İktisat alanının yaşayan dehalarından biri olan Prof. Dr. Sayar:’’’Çalışıp kazanan Allah’ın sevgilisidir’’. Osmanlı’nın birinci düşmanı Katolisizm’dir, diyerek şöyle açıkladı.  Din ile kültür bambaşkadır. Katolikler zenginlerin cennete giremeyeceğini söylerler. Protestanlar ise ‘’çalış, kazan ve biriktir’ ‘anlayışına sahiptirler. İslamiyet’te ise bu durum tam tersidir. Müslümanlar ‘’çalış, kazan ve paylaş’’anlayışına sahiptir. Yani zekâta. İktisadi ve idari yapıda burada Batı’dan ayrılırız. İslamiyet önce çalışıp sonra tevekkül etmeyi emreder. Hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v)in bununla ilgili bir hadisi vardır. ‘’Sizden evvelkiler dinde aşırıya gittikleri için helak oldular.’’ Hadisten de anlayacağımız üzere bir Müslüman çalışkan ve üretken bir insan olmalıdır. Çalışıp çabalayıp elinden geleni yaptıktan sonra tevekkül etmelidir. Ne yazık ki, günümüzde millet olarak bu detayı kaçırıyoruz. Bugün bizler ellerimizdeki Iphone5’leri yarıştırırken, Batılılar bunun 8’ini 9’unu geliştiriyor. İşte burada durup düşünmemiz gerekir. Başka bir örnekle açıklamamız gerekirse; Batılılar, National Geographic, Discovery Channel gibi programlarla bize dünyayı tanıtırken, bizler ‘’Allah neler yaratmış!’’ demekle yetinmeyip bu güzelliklere nasıl ulaşmamız gerektiğini düşünmeliyiz. Belki de bu gördüklerimizin arkasında nice güzellikler vardır ama biz bunlarla yetinmekle kalıyoruz. Sayar sözlerine: ‘’Din nedir ?’’sorusuyla devam etti ve ekledi: ‘ Din bizim için tezyin eden, sabun kullanmadan arıtılacağımız bir hadise.’ Bu tanımı bir ayetle destekledi. O karışıklık anında ne mallarınız ne evlatlarınız hiçbir şekilde size bir yarar sağlamaz. Ancak Allah katında makbul olan selim kalp sahipleridir.’İki farklı tipoloji olduğunu, bunlardan birinin Allah’a bir kilogram altın, diğerinin bir kırık kalp sunduğunu belirterek Allah’ın hangisini kabul edeceğini bizlere sorarak düşünmemizi istedi. Böylelikle insanın en gafil olduğu alana yani ‘’İnsan-Allah’’ ilişkisine dikkat çekti. Muhteşem bir kozmik dengenin içinde bulunmaktayız ve bu dünya bir nizama göre akıyor. Peki, biz bu muhteşem düzen için Allah’a teşekkür ediyor muyuz? Ey Rahman olan Allah’ım sana hamd-ü senalar olsun. O halde bizler öncelikle velayet denilen İnsan- Allah ilişkisini halletmeliyiz ki sokağa çıkma hakkımız olsun. Peki, nedir sokak, niçin sokağa çıkmak için hakkımız olsun? Bu sorular dolaştı düşüncelerimizde.’Sokak çirkeftir. Sokakta kavga vardır. Sokakta üretim, siyaset, hukuk ve ya hukuksuzluk vardır. İnsanlar birbirleriyle didişir. Birbirlerinin ayağına basarlar, kırarlar, dökerler. Orada nizam-ı âlemi nasıl sağlayacaksın? Sorusuyla sorunu açıkça ortaya koyarak, Vücutla uğraşırken Vücud-u Mutlak’ı unutmamak gerektiğini belirten Sayar Önce yoldaşınızı, sonra yolunuzu bulun diyerek sohbetini sonlandırdı.

İrem  İLHAN  (GİRİŞ 1)