ÖLÜMLE EĞLENEN YÜREKLER

Yine bir cuma akşamı, Kültür Ocağı Vakfı’nın Divan Salonu büyük yüreklerle doldu, Bünyamin Aksungur hocayı dinlemek için. Sohbete Süleymaniye’nin eşsiz manzarası, şöminemizden gelen çıtırtılar ve çaylarımız da eşlik etti. Bu haftaki konumuz “Türk Dünyası’nın Şehit Sanatçılarıidi. Aksungur sohbet boyunca Türk Dünyasının dört bir yanından 12 şehit sanatçıdan bahsetti ve her birinin bir eserini de bizim için çalıp söyledi. Aksungur eserleri seslendirebilmek için dört farklı saz kullandı. Bunlar: Rubab, koçkarca, dombıra ve Anadolu sazı.

Aksungur’un seçmiş olduğu konu dinleyicilerinin dikkatini celb etti. Aksungur sözlerine bu konuyu neden seçtiğini anlatarak başladı. Onlara şehit sanatçılar diyordu çünkü onlar ifade ettikleri fikirleri nedeniyle canlarından olmuştu. Onlar Türk Milletinin sesini duyurmaya çalışırken sesleri kesilenlerdi.

Şehit sanatçılar; Seyyid Nesimi, Doğu Türkistan’dan Kazak Suluğbay, Azerbaycan’dan Mikail Müşfik, Kerkük’ten Muçula (Mustafa), Kırım’dan Numan Çelebicihan, Türkmenistan’dan Gurban Nazar Azizov, Anadolu’dan Pir Sultan Abdal, Türkistan’dan Abdülhamid Süleyman Çolpan, Doğu Türkistan’dan Uygur Lütfullah Muttalip, yine Anadolu’dan Nefi, Kazakistan’dan Mağcan Cumabay ve son olarak Azerbaycan’dan Ahmet Cevat Ahundzade idi. Sanatçıların çoğu esarete karşı çıkıp özgürlük istedikleri için kurşuna dizilmiş yahut idam edilmişti. Bazıları şarkılarında Türkiye’yi sevgili yerine koymuş öyle çalıp söylemiştir. Numan Çelebicihan, büyük Kırım sürgününde, 433 bin kişinin katılıp da 191 bin 177’sinin öldüğü felakette, müziğin nasıl bir milletin ortak malı olduğunu, milleti bir araya getiren ve bir arada kalmasını sağlayan unsur olduğunu yaşayarak gören ve gösteren çok değerli bir sanatçıdır. Kırım’dan sürülen insanlar Özbekistan’ın farklı bölgelerine yerleştiriliyor fakat daha onlar gelmeden Ruslar Özbeklere gelecek olanların düşman olduğunu söylüyor ve onları buna inandırıyorlar. Büyük bir yokluk ve sefalet içinde Özbekistan’a gelenler çaresizlik içinde etraftaki herkesten su isterken kimse onlara bir bardak su getirmiyor. Herkes onlara düşman gözüyle bakıyor. Ancak tam da bu çaresizliğin en zor noktasında biri sazını çıkarıp türkü söylemeye başlıyor, diğer sanatçılar da kendi sazlarıyla ona eşlik ediyorlar ve bu türküyü duyan Özbekler anlıyorlar ki onlar da Türk, düşman değiller ve böylece büyük bir coşkuyla sarılıp ağlaşıyor, “siz bizim kardeşimizsiniz” diyorlar. Doyumsuz hikâyelerin ve eşsiz müzik ziyafetinin ardı ardına sıralandığı bir divan sohbeti ile bir araya gelinmiş en güzel temenniler ile son bulmuştur.