NEDEN AHLÂKİ OLMAYAN KARARLAR ALIYORUZ ?

Kaybolan Ahlakın Peşinde

“Neden Ahlaki Olmayan

Kararlar Alıyoruz”

Dr. Ahmet COŞKUN

Erciyes Üniversitesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

İşletme Bölümü

EGKM Ömer Lütfi Mete Salonu

17 Şubat 2018 / 17.00

Ahde Vefâ

Cengiz DAĞCI

Ahmet AYKUT (İhtisas 2)

Hazırlayan

Ahmet ÇAY (İhtisas 1)

Kültür Ocağı Vakfı’nda her yıl gerçekleştirilen Konferans/Panel/Açık Oturum dizisi bu yıl da Kaybolan Ahlakın Peşinde” üst başlığı altında gerçekleştiriliyor. Dizinin bu yıl gerçekleştirilen dördüncü faaliyetinin konuğu, Dr. Ahmet Coşkun “Neden Ahlaki Olmayan Kararlar Alıyoruz?” başlıklı sunumuyla bizlerle oldu.

Dr. Ahmet Coşkun konuşmasın özel sektörden ayrılıp, kendisini ahlak konusunda çalışmaya iten sebeplerden bahsederek başladı ve ardından ilk olarak özel sektör tecrübesi nedeniyle iş ahlakı konusuna ağırlık verdiğini ifade etti ve iş ahlakı konusunun Türkiye’de birbiriyle bağdaşmaz iki kavram(oxymoron) olarak telakki edildiğini belirtti. Bireylerin genelde kendisini ahlaklı olarak telakki ettiğini bazen arada ahlak dışı davranabildiğini ifade eden Dr. Coşkun, tam da bu noktada bireylerin bazen neden ahlaki olmayan kararlar aldığı sorusu üzerine eğilmek gerektiğini belirtti. Dr. Ahmet Coşkun, örnekler üzerinden birisiyle duygusal bir bağ kurmakla mekanik bir bağ kurmak arasında, ahlaki kararlar alırken ciddi farklılıklar oluştuğunu, ciddiyeti ortadan kaldıran durumlara maruz kalındığında ahlaki olmayan kararlar almanın daha kolay olduğunu bizlere aktardı. Konuşmasına Nurettin Topçu’nun “güzel ahlak, güzel bir sanat eserini icra etmek veya o sanat eserini görmek, duymak gibidir” sözlerini aktararak devam eden Dr. Coşkun, yetişkin bir insanın günde ortalama 95.000 karar aldığını ve bu kararların %90’ı üzerinde hiç düşünmediğini ifade ederek bu durumu Gazali’nin güzel ahlak üzerine düşüncelerini aktararak açıkladı. Tiksinti duygusunun karar almada çok önemli olduğunu, bu duygunun insanın evrimsel gelişmesinin bir ürünü olduğunu düşündüğünü ve bu sayede sosyal yaşantısını sürekli kılmayı hedeflediğini örneklerle ifade eden Dr. Coşkun, bu duygunun insanlara yönelik olduğu taktirde aynı zamanda zarar da verebildiğini örneklerle açıkladı.

Ahkaki olmayan kararlar almamızda bilinçaltımızın önemli bir yere sahip olduğunu örnekleyen Dr. Coşkun, beynin de bu noktada bizlere ahlaki olmayan kararlar alma noktasında kaçamaklar bulduğunu, sosyal normların ise bu noktada dizginleyici bir faktör olduğunu, öfkeli olunan anlarda ise sosyal normların dizginleyici rolünün devreden çıktığını beynin işleyişini anlatarak bizlere aktardı. Dr. Ahmet Coşkun, psikopatların ortaya çıkışının beynin işleyişiyle olan ilişkisini anlatarak, empati yapma yetisinden yoksun olan bu bireylerin iş dünyasının yüksek kademelerinde oldukça fazla sayıda olduğunu, bu durumun kapitalist sistemle ilişkili olduğunu söyledi. Otorite baskısının ahlaki olmayan kararlar almada ciddi bir rol sahibi olduğunu yapılan sosyal deneylerle anlatan Dr. Coşkun, sosyal baskının da ahlaki olmayan kararlar almada ciddi etkiye sahip olduğunu, elalem ne der diye düşünen bireyin kalıplar içerisinde sıkışıp kaldığını ifade etti. Zaman baskısının birey üzerinde bir baskı unsuru olduğunu, bireyin zaman baskısı altında inandığı şeyleri bile yapamadığını, Dücane Cündioğlu’nun “düşünmek için önce durmak gerekir” sözünün bu noktada çok önemli olduğunu ifade eden Dr. Coşkun, performans baskısının da insanı ahlaki olmayan kararlar almaya ittiğini sosyal deneyler üzerinden açıkladı.

Örgüt kültürünün ünlü girişimciler tarafından da önemsendiğini vurgulayarak, rekabet kültürünü benimseyen örgütlerde ahlaksız davranışların daha fazla sergilendiğini ifade eden Dr. Coşkun, adaletsizlik algısının da bireylerin ahlaksız olmasını tetiklediğini, bireylerin bu algı sebebiyle adaleti kendilerinin tahsis etmeye niyetlendiğini aktararak, alınan kararlarda anonimliğin artmasının bireyin ahlaki olmayan kararlar almasını kolaylaştırdığını ifade etti. Bireyleri ahlaki olmayan kararlar almaya iten sebeplerden bahsederken son olarak eğitim konusuna değinen Dr. Coşkun, eğitim sistemimizin kapitalist sistemle uyumlu bir biçimde kar merkezli olduğunu belirterek, bu durumun bireyleri küçük yaşlardan itibaren daha önce belirttiği tüm sebeplere iten bir sistem olduğunu dolayısıyla ahlaksız bir toplum yapının eğitim sistemiyle doğrudan alakalı olduğunu vurguladı.

Bireyin öncelikle kendini tanımakla başlaması gerektiğini, bunun da yolunun önce beynimizin işleyişini anlamaktan geçtiğini, bunun sebebinin ise ahlakın tekrar sonucu bir meleke haline gelmesi olduğunu, didaktik eğitimin etkisiz olduğunu bu yüzden davranışsal eğitimin daha çok işe yaradığını ifade etti. İş hayatında önceliğin işi doğru yapmak olduğuna ancak yanlış bir işi doğru yapmanın tehlikeli olduğuna dikkat çeken Dr. Coşkun, izlenme duygusunun insanın ahlaksızlık miktarını çok fazla etkilediğini bu yüzden bireyin topluluk içinde olması gerektiğini vurgulayarak, küçük iyiliklerin de bireyin ahlaki kararlar almasında etkili olduğunu vurgulayarak sözlerini noktaladı.