''MEDENİYET VE TERCÜME''

KOCAV Kültür Ocağı Vakfı’nda gerçekleştirdiğimiz Konferans/Panel/Açıkoturum programları bünyesinde düzenlenen konferansta Senail Özkan, medeniyetlerin toplumlararası taşınmasında önemli bir rol üstlenen “Medeniyet ve Tercüme” konusunu ele aldı. KOCAV Erol Güngör Kültür Merkezi, Ömer Lütfi Mete Salonu’nda gerçekleştirilen program, geleneksel hale gelen Ahde Vefa sunumuyla başladı. Ardından Senail Özkan KOCAV Güz Dönemi bitirme ödevlerinde başarılı bulunan Giriş ve Gelişme sınıfı öğrencilerine ödüllerini takdim etti. Ödül töreninin sona ermesiyle birlikte Senail Özkan’ı takdim etmek üzere Yrd. Doç. Dr. Zekeriya Kökrek mikrofonu devraldı. Yrd. Doç. Dr. Kökrek takdim konuşmasında tercüme için farz-ı kifaye benzetmesi yaparak; birileri tercüme işini yaptığında bu sorumluluğun toplumun geri kalanının üzerinden kalktığını, ancak mutlaka birilerinin elini taşın altına koyarak bu önemli vazifeyi üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Ardından sözü Senail Özkan’a teslim etti. Özkan ise sözlerine: “Evvelden beridir vatan millet derdindeyim, tercüme işini de mensubu olduğum millete hizmet olarak görüyorum” diyerek başladı. Milleti için yeni yollar açmak temayülünde olduğunu da belirtti. Ardından tercümenin zorluğundan bahsederek, “Bir eseri bir dilden başka bir dile hakkını vererek çevirmek istiyorsanız eserin yazıldığı dilin kültürünü ve toplum yapısı çok iyi bilmek zorundasınız. Aksi halde çevrilen metin ruhsuz bir beden misali eksik kalır.” şeklinde örneklendiren Özkan, gençlik yıllarında çeviri faaliyetlerine başlanmasının gelecek başarısına sağladığı katkıya değindi. Özkan bu sözlerinin ardından, “Safkan bir medeniyet yoktur, medeniyetler bir terkip işidir. Sanatlararası kurulan irtibat sonucu sentezlenen bir terkiptir medeniyet” diyerek medeniyetlerin tanımlanması konusuna vurgu yaptı. Ardından “Safkan bir medeniyet olmadığı gibi safkan bir kültür de yoktur” sözleriyle kültürlerin medeniyetle ilişkisine değindi. Konuşmasına şiir üzerinden devam eden Özkan, “Şiirin tercümesi mümkün değildir, çünkü o sözün sıklaştırılmış halidir ve ait olduğu kültüre hitap eder” diyerek şiirin önemine değindi. Ardından Friedrich Hölderlin’in, “İnsan pek şairane oturur yeryüzünde” dizesini naklederek bizlere bunu yorumladı. Daha sonra konuğumuz şiir ve musiki arasındaki ilişkiyi irdeleyerek bizlere Valery’nin, “Musiki sessizliktir” sözünü nakletti ve bunun zihni sürecini bizlere açıkladı. Sanatı insanın anlama çabası olarak tanımlayan Özkan, musiki konusunda yeterli araştırma olmamasından ise şu şekilde yakındı: “Fuzuli, Şeyh Galip, Baki gibi dev şairlerimiz var ancak baktığımız zaman bu konuda yeterli araştırma yok. Oysa Goethe hakkında yapılan araştırmalara baktığımız zaman, verilen önem karşısında şaşırmamak elde değil. Başka Medeniyetler bizi anlıyor ama biz onların medeniyetini anlayamıyoruz.” Senail Özkan konuşmasının devamında gündemde olan Orhan Pamuk’un Nobel ödülü almasını, “Orhan Pamuk, klasik İslam kültürünü modern teknikle sanata yansıttığı için Nobel ödülü aldı” diyerek açıkladı. Akabinde Dante’nin İlahi Komedya adlı eserini örnek göstererek: “Dante eğer Kuran-ı Kerim›i, okumasaydı cehennem sahnelerinin ıstırabını ve cenneti o derece muhteşem tasvirlerle anlatamazdı. Dante Kuran’ı tercüme sayesinde okuyabildi.” dedi ve şöyle devam etti: “Gazali, Farabi, İbn-i Rüşd, İbn-i Sina tercüme edildi ve Batı bunları okuyarak kendi medeniyetine kattı.” Özkan bu sözlerle bizleri geri kalmış medeniyetimiz üzerine düşündürüyor. Hocamız sözlerine: “Mesele bilim ırkçılığı değildir. İlim müminin yitik malıdır, onu nerede olursa alır. Amaç farklı medeniyetin bilgisini alıp onu farklı boyutlara taşımaktır. Mesela Goethe Faust’ta gazel, aruz, sone gibi birçok tarzı kullanır, ancak onu öyle bir işlemiştir ki bunların başka bir medeniyete ait olduğunu iddia edemezsiniz” diyerek devam etti. Ardından medeniyeti anlamada dilin önemine değindikten sonra: “Goethe başka dilde yayınlanan eserlerin kısa sürede Almanca’ya tercüme edilmesiyle iftihar eder” cümlesiyle tercüme işinin medeniyete katkısına vurgu yaptı. Senail Özkan, “Mukaddes kitabımı- zı bile tercümeyle okuyoruz, tercümenin ne kadar önemli olduğunu siz düşünün, bir de yeni dili kullanın ama eski dili hiç olmazsa anlamaya çalışın” diyerek konuş- masını bitirdi ve program soru cevap bölümünün ardından sona erdi.