KÜLTÜR VE SANAT DÜNYAMIZDA NEZAKET LETAFET VE NAİFLİK

KOCAV Divan Sohbetleri’nin6 Aralık’taki post sahibi Dr.Öğr. Üyesi Mustafa Hakkı Ertan, Seminer Hocalarımızdan Prof. Dr. Ahmet Yörük’ü ağırladı. Dr.Öğr. ÜyesiErtan her ayın ilk cuması yapılan Divan Sohbetleri’nin kültür ve sanat sohbetleri olacağını belirterek konumuzun hayatımızın her döneminde ihtiyaç duyacağımız yaşama sanatının incelikleri olacağını belirtti.

“İyi Örneklere İhtiyaç Var”

Prof. Dr. Yörük konuşmasına Tanpınar’ın “sevdiklerinize fazla yaklaşmayın hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz” sözleriyle başladı. “İnsanların yaratılıştan belirli bir fıtratı vardır. Hayat sürerken bu fıtratın üstüne kesbi özellikler de eklenir. Burada en önemli faktör ailedir. Sonra işin içine okul, arkadaş, sosyal ve iş hayatı giriyor.”diyerek sonradan kazanılan özelliklerin şekillenmesindeki bu faktörlerin önemine değindi. Prof. Dr. Yörük bizlere çok şanslı bir toplum olduğumuzu ve en büyük şansımızın dinimiz olduğunu, toplumumuzun da hem dini hem milli kaynakları sentezlediğini hatırlattı.

“Yaradılışımızda biriktirmek ve mülkiyet diye bir duygu vardır. Mülk meselesi önemlidir, çocuk dahi doğar doğmaz annesine bu duyguyla sarılır. Mülkiyet varlıkların fıtri özelliğidir. İnfak etmek için terbiye olmamız gerekiyor, nefis terbiyesi için eğitim gerekiyor. İyi örneklere ihtiyacımız var” diyen Prof. Dr.Yörük, bir kez daha aile faktörünün önemini vurguladı. “Ailenin büyükleri eğitimcilerdir, günümüzde çekirdek aile yapısı yüzünden bir zafiyet var. Teknoloji de işin içine girince herkes kendi içine kapanmış olduğu için bu noktada nasibimiz azalmış durumda.”

Sosyal Yaşam Değişti

Çocukluk anılarındaki samimi dünyayı anlatan Prof. Dr. Yörük, eski mahallekültüründen bahsetti:“Her mahallenin bir delisi olurdu fakat bizim delimiz bile dürüsttü. Şimdi mahalle kalmadı, hepimiz sitelerdeyiz, her bir apartman kasaba büyüklüğünde. Biz çocukken kimin evinde ne yemek pişerse bütün çocuklar ondan nasiplenirdi.”

Sözlerine sosyal yaşamla ilgili düşündüklerini anlatarak devam eden Prof. Dr. Yörük;“yılların rafine olmuş bir şehridir İstanbul. Üniversite tahsilini İstanbul’da yapanlar hâlâ çok şanslı. Sosyal hayatımız yazılı olmayan kurallara bağlı, selam geleneği önemli bir unsurdur, asıl manası benden sana zarar gelmez demektir. İstanbul’da bu rafine hale gelmiştir, her şey inceltilmiş durumda. Bu gelenekleri görerek öğreniriz ve görerek öğrenmek en iyi eğitim yoludur.” diyerek toplumsal algıların zamanla yozlaştığını anlattı.

Lise ve üniversite hayatında köklü hocalardan dersler aldığını, asistanlığa başladığı süreçte gülümseten anılarını dinleyicilerle paylaşan Prof. Dr. Yörük, İbrahim Kafesoğlu, Necip Fazıl, Emine Işınsu gibi önemli isimlerle olan fikri gruplarından bahsetti. Okuyup etkilendiği kitaplardan bahsederek “Boğaz’ı anlamamız için okumamız lazım” dedi.

Sohbet dinleyicilerin katkıları, soruları ve toplu hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.

Sümeyye ÖRNEK (İhtisas 1)