KOCAV SEMİNERLERİNE KATILAN ÖĞRENCİLERİMİZ SERTİFİKALARINI ALDI

 KOCAV 2018-2019 Dönemi Sertifika Töreni 4 Mayıs cumartesi günü Erol Güngör Kültür Merkezi’nde (EGKM) düzenlendi. Ömer Lütfi Mete Salonu’nda gerçekleşen törene seminer hocaları, öğrenciler ve KOCAV mezun ve mensupları katıldı. Güz ve Bahar Dönemlerini başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi. Aynı zamanda geleneksel olarak her yıl düzenlenen futbol, masa tenisi ve satranç turnuvalarında başarı elde eden isimlere de ödülleri verildi.

 Sertifika Töreni’nin sunuculuğunu vakfımızın öğrencilerinden Merve Öksüz ve Tunahan Sefa Aydın üstlendi. Törenin açılış konuşmasını ise vakfımızın Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Delican yaptı.

Amaç Güzel Ahlak Kazandırmak

“Eğitim esas itibari ile insanlara birtakım davranışları kazandırmaktır. Yetişme ve gelişme çağında arayış içerisinde olan insanlar –çocukları ve gençleri kastediyorum- en fazla eğitime ve yönlendirilmeye ihtiyaç duyan sosyal gruptur. Onlar toplum içinde yaşamaları ve insan olmaları için gerekli davranışları öğrenmek ve içselleştirmek sürecindedirler. Bu durum güzel örneklere ve rol modellere ihtiyaç doğurur. En güzel öğrenme bu rol modeller aracılığıyla gerçekleşir. İnsanlarımız için en güzel rol model ise peygamber efendimiz(s.a.v) olmuştur. O vahileri sadece söz ile kalmayarak davranışlarıyla da aktararak hepimize örnek bir insan olmuştur. Davranış, yani ahlakı ile tebliğ etmiştir. O nedenle “ Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” diyor. Bütün bunları anlatma sebebim burada ne yaptığımızı daha iyi anlayabilmenizi sağlamak için. Öğrenme artık her yerde; tabletlerde, bilgisayar ve telefonlarda, yani elinizin altında ama eğitim her yerde değil. Güzel ahlak ve davranış sahibi insanlar, kurumlar her yerde değil. O burada, KOCAV’dadır. Bu yüzden diyoruz ki burada ders veren hocalarımız kişilik, kimlik ve davranışları ile en az seminer derslerinde anlattıkları konular kadar değerli ve örnek insanlardır. Bizler ahlaklı olmak ve çevremizi de güzel ahlakla bezemek sorumluluğu altındayız. Doğru olanı yapmak bizim en temel vazifemizdir. Ama bunu her zaman gerçekleştiremeyebiliriz. Böyle durumlarda yine de yanlışın yanında olmamak doğru olanı yapmaktır. Bu şekilde vakfımızın temel amacını açıklamış oldum. Gerçekleştirdiğimiz bütün faaliyetlerde bizim için asıl gaye eğitimli ve güzel ahlaklı insanlar yetişmesine vesile olmaktır. Öncelikle zamanını ayırıp buraya gelen öğrencilerimize, ilminin zekatını hiçbir karşılık beklemeden sunan hocalarımıza,  bizlere bu hizmeti sağlayan vakıf çalışanlarına ve siz değerli gönül erlerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hayatımızın doğru ve güzel ahlakla bezenmiş olmasını, çalışma ve gayretlerimizin hayırlara vesile olmasını dilerim.”

Öğrencilerimizin Hikâyeleri

 KOCAV ailesi, gün geçtikçe büyüyor. Her öğrencinin Kültür Ocağı Vakfı’yla bir tanışma hikâyesi var. Sertifika törenimizde, vakfımızın giriş sınıfını temsilen Hüsnü Salih Susam, gelişme sınıfını temsilen Sümeyye Örnek, ihtisas sınıfını temsilen Hakan Türkkot ve son olarak Türk Dünyası öğrencilerini temsilen vakfımız gelişme sınıfı öğrencisi Muhabbat Hacıyeva bizlerle, bize dair duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Hüsnü Salih’in Hikâyesi

 “İki yıl önce buraya ayak bastığımda, kuzenimin tavsiyesiyle gelmiştim. Ben sadece ilimle alakalı faaliyetlerin olduğunu sanıyordum. Fakat gelin görün ki bugün, en kötü günümde bile buraya geldiğim anda yüzümde engel olamadığım bir gülümseme doğuyor. İçimde, karların içinden bir kardelen filizleniyor. Her an yeni yollar görünürken, yüreğimin sis perdeleri aralanıyor. Ben ayak bastıkça parça parça yüreğim büyüyerek daha çok seviyor ve daha çok sevildiğimi hissediyorum. Bunlar en kötü günümde hissettiklerim. Tabi olarak her insanın olduğu gibi benim de güzel günlerim var. İşte o günlerde, ayaklarım beni buraya getiriyor. Bunu paylaşmak zorunda hissediyorum. Hani evden çıkarken veya bir yere giderken bir şey unutursunuz da içinizde bir şeyin eksikliğinin hissi oluşur ne olduğunu bilemezsiniz ya. İşte ben de mutlu olduğum zaman böyle oluyorum. Buraya gelmeyince akşam kafamı yastığa eksik koyuyorum. Beni bir de bunları anneme anlatırken görmeniz gerekiyor. Anneme hep derim: “Anne duaların kabul olmuş. Allah beni iyi insanlarla karşılaştırdı.”. Ben burada anladım nereye ait olduğumu. Hangi gökyüzünün beni içine alacağını, nereye sığacağımı burada buldum. Evet elbette ıslandım, ama ilk defa bir yağmurda bu kadar güzel ıslandım. İlk defa ıslanmaktan bu kadar memnun oldum. Duyguların hep bulaşıcı olduğunu düşünürdüm. Bugünlerde yeni bir şey daha öğrendim. Güzellik de bulaşıyormuş. Bugün daha güzel hissediyorum. Böyle bir nimeti tüm sevdiklerime anlatıyorum. Mezun olduğum okula gider gitmez. Oradaki sevdiğim çocuklara gidip diyorum ki “İstanbul’dan korkmayın. Biz oraya yalnız gittik. Bugün yalnız değiliz. Orada öyle bir yer var ki, şuanda hiçbiri sizi tanımıyor olabilir ama kapıdan içeri adımınızı attığınız anda sevgi var sadece, emek var. Gözünüzü kapatıp geliyorsunuz ve sonrası sarılmak, en içten halinle sarılmak.” Bana, kardeşlerim olarak gördüğüm bu insanlara bu cümleleri kuracak kadar güçlü hissettiren, güvende hissettiren herkesten Allah razı olsun. Ayrıca vakfın faaliyetlerine katılabilmek, onun Türk kültürüne katkılarına azıcık dahi olsa katkıda bulunabilmek muhteşem bir his. Ve ben biliyorum ki yapılan her iş gönülle, Allah rızası için yapılıyor. İyi ki KOCAV var.”

Sümeyye’nin Hikâyesi

 “Hacı Arif Bey konağının kapısından girdiğim ilk gün, bu kapının ardında neler yaşayacağımın çok da bilincinde değildim aslında. Lisans hayatımın en önemli kazanımlarını bu ocağın çatısı altında edindim. En içten dostluklarımı, fakülte sıralarında edinemediğim nice önemli dersleri ve hayata dair birçok şeyi burada gördüm. Giriş sınıfındayken çok da kaynaşamamıştım burasıyla, yeni olmanın acemiliğini çekmiştim. Ancak Gelişme sınıfı benim için her anlamda daha özel ve önemli bir dönem oldu. KOCAV bana özgüven ve cesaret aşılamış oldu. Burada kendimizi ifade ederek, şiirler okuyarak, haberler yazarak, hocalarımızla hasbihal ederek fikren ve ruhen doygunluğa ulaşıyoruz. En önemlisi de yapılan sempozyumlarla, kürsü çalışmalarıyla kendimizi ifade edebilme şansına sahip oluyoruz. Vakfımızın bünyesinde gerçekleşen etkinliklerde en arka planlarda çalışmış olmak bile bizlere çok önemli deneyimler ve hatıralar kazandırıyor. Bizi biz yapan değerlere sahip çıkan Kültür Ocağı ailesi için biz öğrenciler olarak ne kadar çalışsak azdır diye düşünüyorum. Geçen hafta Mehmed Niyazi Özdemir Sempozyumu açılış konuşmasını yapan Mustafa Aksoy Hoca şunları söylemişti: “Mezun olup gitseniz de bu ocağı terk etmeyin. Buradan başka bir Kültür Ocağı yok.” gerçekten de KOCAV bülteninin hemen her sayısında, üniversite sıralarında bir şekilde vakıfla tanışıp daha sonra Anadolu’da çeşitli görevler icra etmeye gidenlerin bu ocağı çok özlediğini okuyoruz. Çünkü bize burada Ahde Vefa öğretiliyor. Bu salonda gördüğümüz bütün büyüklerimizin bizler için elini taşın altına koymaktan çekinmeyeceklerini adım gibi bilirim. Dolayısıyla gün gelir ayrı düşersek gönlümüzün bir atacağını da bilirim. Sözlerime Abdurahim Karakoç’un şu dizeleriyle son vermek istiyorum:

Bu kapı dost kapısı,

Girene canımız kurban.

Selam, muhabbet tapusu,

Verene canımız kurban. “

 

Hakan’ın Hikâyesi

 “Ben vakfa lise arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine gelmeye başladım. Daha önceden vakfı hiç bilmiyordum, tanımıyordum. İkinci sınıftayken gelip gitmeye başlamıştım. Burada aldığım derslerin hepsi benim için çok kıymetliydi. Ben zaten sayısal bir bölüm okuyorum. Kendimi daha çok geliştirmem gerekiyordu. Bu yüzden KOCAV’ın benim için çok büyük bir nimet olduğunun farkındaydım. Benim bu sene vakıftaki 4. yılım. 2 senedir de aktif olarak görev alıyorum. Bu görevler hem benim gelişmemi sağladı, hem de özgüvenimi arttırdı. Bütün bunların üstüne bir de sosyal ve sporsal faaliyetler de olunca benim için balın kaymağı oldu adeta. Vakıftaki diğer arkadaşlarla daha çok kaynaşmamı sağladı. 4 senedir de “Fukara Tim” olarak KOCAV’ın futbol turnuvasında yer alıyoruz. Fukara Tim’deki arkadaşlarım benim aynı zamanda lise arkadaşlarım. Biz liseyi yatılı olarak okuduk. Aranızda yatılı olarak okuyan varsa beni daha iyi anlayacaktır. Ailenden uzaktasın, gurbettesin. Bir de küçük yaşta ayrılmışsın. İçinde hep bir eksiklik var. Ben o arkadaşlarımı annem, babamdan daha çok gördüm. Hepsi hakikaten benim kardeşim, hepsi benim ailem oldu. Liseyi bitirirken son sene içimde bir his vardı. Böyle buruk, kötü bir his. Okulun biteceğine seviniyordum. Ama sanki o kardeşlerimi bir daha göremeyecekmişim gibi, sanki onlardan ayrılıyormuşum gibi bir his vardı içimde. O sene hiç bitmesin istedim. Ama aradan 5 yıl geçmiş. Hala beraberiz, birlikteyiz. Ve ben bu sene de aynı hissi hissediyorum. Mezun oluyorum. Sizden, bu kardeşlikten, KOCAV ailesinden ayrılıyormuşum gibi bir his var içimde. Şimdi daha iyi anlıyorum ki; KOCAV benim ailem olmuş, ben de bu ailenin bir parçası olmuşum. Hayat bana ne gösterir bilemem. Belki ileride İstanbul’da olamayabilirim. Ama o yatılı okuyan küçük çocuğun kalbi hep burada sizinle olacak.”

 

Başarılar Ödüllendirildi

 Vakfımızda düzenlenen futbol turnuvalarında bu sene Futbol Tertip Komitesince alınan karar sonucu profesyonel lige geçiş yapıldı. Turnuvada en çok golü atarak bu yıl ilk kez verilen gol krallığı ödülünü Yasin Çetinkaya alırken, mensubu olduğu Pembe Panter Spor Kulübü (PJK) de “Aşk, Emek, Eşitlik!” diyerek yola çıktıkları turnuvalarda 10 yıllık mücadeleleri sonucu birincilik ödülünü almaya hak kazandı. Masa tenisi turnuvasında kadınlarda Ebru Kelat, erkeklerde ise Bilal Türköz galip geldi. Satranç turnuvasını Ahmet Aykut kazandı.

 Güz Dönemi ödevlerinin değerlendirilme sonucu dereceye giren öğrencilerimiz ödüllerini Vakıf Yönetim Kurulu Üyelerinden aldılar. KAGEM Ekonomi Okulu ve Ebru Kursu’nu bitiren öğrencilerimiz ile Giriş ve Gelişme sınıfını başarıyla tamamlayan öğrencilerimize sertifikaları takdim edildi. Ödül törenimiz, KOCAV’lı mezun Ozan Yusuf Alper Güllü’nün saz eşliğindeki konseri ile sona erdi.

Hazırlayan: Naciye UYGUN (İhtisas 2)