KOCAV SEMİNERLERİ GÜZ DÖNEMİ BAŞLADI

2016-2017 Güz Dönemi KOCAV Seminerleri, 1 Ekim 2016 Cumartesi günü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı ve YÖK Üyesi Prof. Dr. Hayati Develi tarafından verilen açılış dersi ile başladı. KOCAV Erol Güngör Kültür Merkezi Ömer Lütfi Mete Salonu’nda gerçekleştirilen açılış dersine Giriş, Gelişme ve İhtisas sınıflarının yanı sıra, KOCAVlı mezun ve mensuplar da katıldı.

KOCAV tanıtım filmiyle başlayan program, Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Vakfımız Mütevelli Heyeti Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ümran Ay’ın ilmin öneminden bahsettiği konuşmasıyla devam etti. İstanbul’un tarihsel süreç içerisinde ilmin beşiği haline gelmesine değindikten sonra yeni KOCAVlılara “Tarihî Yarımada’ya hoş geldiniz” deyip Hakk’a Yürüyen KOCAVlıları rahmet ve minnetle yâd etti. Konuşmasının devamında ise seminer programlarının niteliğinden ve amaçlarından bahsetti:

 “Kıymetli misafirler; ülkemizin çeşitli sıkıntılarla karşılaştığını, kiminle nereye yürüdüğünün bir muamma haline geldiğini hep birlikte üzüntü ile seyrediyoruz. İnsanımızın potansiyelini, bilgi, yetenek ve tecrübelerini yine milletimizin, sadece Türk milletinin menfaatine sunmayı gaye edinmiş; bu uğurda yolundan ve izinden hiç sapmamış olan Kültür Ocağı Vakfı, bundan sonra da yoluna aynı tutum ve kararlılıkla, aynı şekilde yürüyerek devam edecektir.”

Yrd. Doç. Dr. Ümran Ay, sözlerini 1000 yıl öncesinden Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eserinden iki beyitle tamamladı:

“Ogul kızka ögretgü erdem bilig

Bu erdem bile bolsu kılkı silig”

(Çocuklara fazilet ve bilgi öğretmeli ki, onlar iyi ve güzel yetişsinler.)

 “Bilig erdem edgükılınç ya kılık

Kişi ögrenür ötrü tüzlür yorık”

(Bilgi fazilet, iyi tavır ve hareketi insan öğrenir ve böylece gidişi düzelir.)

Konuşmasının ardından Yrd. Doç. Dr. Ümran Ay, yılın ilk dersini vermek üzere Prof. Dr. Hayati Develi’yi davet etti.

Bizde Eğitimler Hasbîdir

Yrd. Doç. Dr. Ümran Ay’ın takdiminin ardından kürsüye çıkan Prof. Dr. Hayati Develi, derse KOCAV’daki yeni yılının hayırlara vesile olmasını temenni ederek başladı. Akabinde ise vakfımızın hasbîliğinden bahsetti: “Güzel, idealist ve sadece gençler için çalışan bir vakıfta bulunuyoruz. Buradan yetişen birçok öğrencim olduğunu, burada gençlere çok kaliteli ve hasbî bir eğitim verildiğini biliyorum. Zaten eğitiminde en güzeli hasbi olanıdır. Bizim kültürümüzde para karşılığı eğitim yoktur. Bizde eğitimler hasbîdir.”

Bir entelektüel olarak 15 Temmuz Gecesi ile ilgili fikirlerini bizimle paylaşmak istediğini belirten Prof. Dr. Develi şu cümlelerle konuşmasına devam etti:

“Öyle bir şey olmalı ki insan, dostuna, ailesine, annesine, babasına, kardeşine, komşusuna, silah sıkacak; meclisini bombalayacak. Peki, bu nasıl olabilir? Masum insanlara ateş edecek kadar zihniyeti farklı bireylerden oluşuyormuşuz. Eğer okuduysanız bizim edebiyatımızda ve düşüncemizde buna benzetebileceğiniz tek tip vardır: Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un mankurdu. Mankurt, bir zihnin tutsak edilmesi, köle edilmesi hikâyesidir. Mankurt, esir düşen bir gencin düşmanları tarafından işkencelerle hafızasının ortadan kaldırılması, aidiyetlerinin değiştirilmesi, kendi dostlarına düşman edilmesi ve onlara karşı kullanılmasıdır. Bir insanın beyninin ele geçirilmesiyle kendi annesini öldürecek hale gelmesidir. Romanın sonunda Mankurt annesini öldürür. Herhalde bu dönem de bir tür mankurtlaşma. Nasıl, hangi yolla, hangi dereceyle yapıldığı ayrı bir mevzu. Ama ortada insan aklının ortadan kalkması, bireyin akıl bakımından mankurtlaşması, özgürlüğünü kaybetmesi hadisesi vardır.”

Özgür Aklın Önemi

“Gelecekte de benzer bir hadiseyle karşılaşmamak istiyorsak yapacak bir tek şeyimiz vardır: Sizlerin ve sizden sonra gelenlerin akıllarını nasıl özgür tutabileceklerini onlara öğretmek. Eğer aklınız özgür değilse, aklınız size ait değilse siz dinen de hukuken de sorumlu değilsiniz. Bizi insan yapan şey aklımızın özgürlüğüdür. Evet, İslamiyet bir cemaat dinidir. Ama öteki tarafta hiçbir zaman yaptıklarımızdan dolayı cemaat olarak sorgulanmayacağız. Kuran-ı Kerim’de Cenab-ı Allah’ın cehenneme gönderdiği kulları ona dermiş ki: ‘Ey Rabbim, biz günah işledik ama bizi büyüklerimiz bu yola sevk etti yahut bizi şeytan bu yola sevk etti.’ Şeytan oradan çıkarak: ‘Estağfurullah ben öyle bir şey yapmadım. Ben sadece bir yol gösterdim; onlar buna uydular. Akıllarını kullanmadılar.’ Bizi yanlış yola sevk eden önderlerimiz de sorumluluk kabul etmeyecek ve diyecekler ki: ‘Biz bir yol gösterdik, onlar da uydular. Keşke uymasalardı.’ Öteki tarafta hiç kimse ben falancaya uydum diyerek sorgulanmaktan kaçamayacak. Bu durumda bizim gençler için yapabileceğimiz en önemli şey, onları akıllarının kendilerine ait olduğunu ve akıllarının kıymetini bilen fertler olarak yetiştirmektir. Şu veya bu şekilde aklınızı başkasının kontrolüne verdiğiniz anda artık entelektüel olma, birey olma niteliğinizi kaybediyorsunuz.”

Gerçek Yol Gösterici: İlim

“Türkler için bir tür kutsal kitaptır, Kutadgu Bilig. Türk’ün devlet ve toplum yönetimi ile ilgili bakış açısını özetler. Yusuf Has Hacip kitabının ilk bölümünde ‘İnsanoğlunun değeri bilgi ve akıldan gelir.’ der. Bizim fakültenin kapısının üstünde Atatürk’ün çok bildiğiniz bir sözü vardır: ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.’ Bu söz sanki Kutadgu Bilig’den alınmış. Bize gerçek anlamda yol gösterecek olan sadece ve sadece ilimdir. Bu İslami ve Kur’ani’dir. Yani ilim ve bilgi sahibi olmak hem bu dünyamızı hem öteki dünyamızı kurtaracak olan yegâne şeydir. Cenab-ı Allah Kuran-ı Kerim’de ise bilgi ve eğitimin yanında en çok ‘Akıl ediyor musunuz, aklınızı kullanmıyor musunuz, düşünmezler mi?’ sorularını soruyor. ‘Mürşide sormazlar mı, şeyhlere sormazlar mı, hocaya sormazlar mı’ demiyor. Tabii aklın yakıtı bilgidir. Onu bilgiyle donatmamız gerekir. O vakit bilgi sahibi olacağız. Bilgi sahibi olmanın birçok yolu var. Bugüne kadar zaten çok kıymetli bilgilere sahip oldunuz. Üniversitede daha spesifik bir alanlarda bilgi sahibi olacaksınız. Orada edindiğiniz uzmanlıkla toplumda bir görev almaya hak kazanacaksınız. Diğer taraftan sizi entelektüel yapmamız için çok çalışmanız gerekiyor. Sizi toplumun önderleri yapmamız gerekiyor. Sizi geliştirecek KOCAV gibi yerler var. Sizin de yapmanız gereken şey böyle yerlerin peşinde koşmak.”

İstikameti Bilmek

“Diyelim ki çok çalıştınız, sabrettiniz, aklınıza sahip çıktınız, hoca dediğiniz kişileri sadece bu yönüyle kullandınız fakat idealiniz yoktu. Sevgili genç arkadaşlarım, eğer nereye gideceğinizi bilmiyorsanız hiçbir yere varamazsınız. Ne bir gemi ne bir otobüs ne bir tren, istikameti belli değilse herhangi bir yere varamaz. Sen gideceğin istikameti bilmek zorundasın ve biz size istikamet göstermek zorundayız. Bu Vakfın görevi sizlere topluca gidilecek ülküleri, idealleri belirlemektir.”

Prof. Dr. Hayati Develi konuşmasını ”Cenab-ı Allah mümini anlatırken Mü'minun Suresi’nde kurtuluşa eren müminlerin boş işlerle uğraşmaktan kaçındıklarını anlatır. O zaman boş işlerden kaçınmak, boş zaman kavramını ajandamızdan silmek, planlı ve programlı yaşamak en temel düsturumuz olmalıdır. Hepinize, hem kendi hayatınızda hem burada başarılar diliyorum. Allah’a emanet olun. Saygılar sunuyorum.” sözleri ile tamamladı.

Açılış dersinin ardından oryantasyon programları için Giriş, Gelişme ve İhtisas sınıfı öğrencileri kendi sınıflarına geçtiler. Vakfa yeni başlayan Giriş sınıfı öğrencilerine Vakıf faaliyetleri, seminer programının işleyişi ve Vakfın yayınları hakkında bilgiler verildi. Gelişme ve İhtisas sınıflarıyla ise mevcut programların nasıl geliştirilebileceği üzerine konuşuldu ve Vakfın mezuniyet sistemi hakkında bilgilendirmeler yapıldı.

Her biri alanında uzman hocaların ders verdiği KOCAV 2016-2017 Güz dönemi seminerleri, 26 Kasım 2016 Cumartesi günü sona erdi. Giriş, Gelişme ve İhtisas sınıflarına yönelik düzenlenen ve toplamda dokuz hafta süren seminerler, KOCAV EGKM’nin Ömer Lütfi Mete, Kemal Çapraz ve Durmuş Hocaoğlu salonlarında gerçekleştirildi.

KOCAV’ a Dair

“İhtisas öğrencisiyim. KOCAV’a iki yıldır devam ediyorum. KOCAV’ı seviyorum. Yorucu bir ikinci sınıf sezonunun ardından tekrar arkadaşlarımızla, abilerimizle, kardeşlerimizle görüşmekten mutluluk duyuyorum. Bazen okuldan çok vakıfta vakit geçiriyoruz. Burası bizim ciddi anlamda evimiz gibi. Çalışmalarımızı, etütlerimizi sürekli ana binada yapıyoruz. KOCAV’ı seviyoruz ve buradayız.”

(İhtisas 1, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 3. Sınıf, Salih ÖZEN)

“Yaklaşık 3 sene öncesinde KOCAV’ı tesadüfen bulduk. Başka bir vakfa giderken burasıyla karşılaştık. İyi ki de karşılaşmışız. İlahiyatçı olduğumdan dolayı ilk sene kendi alanımla alakalı bir şey bulamadım. Ancak sonrasında buna gerek olmadığını anladım. 2. sınıfta özellikle Vehbi Baysan hocamızın sayesinde tarihle alakalı belli bir bilgi birikimim oldu ve bu bilgi birikimimi yabancı insanlara anlatabilme fırsatı yakaladım. Sadece bu da değil arkadaşlarımız, diğer tanıdığımız insanlar bizim daha çok bilgilenmemize ve daha çok öğrenmemize vesile oldu. Bu yüzden KOCAV’ı seviyorum; her zaman koşa koşa geliyorum. KOCAV’a bu anlamda teşekkür ederim.”

(İhtisas 1, Sabahattin Zaim Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, 2. Sınıf, Büşranur ÜZAL)

“Burayı iki sene önce Allah’ın bir lütfu olarak buldum. Daha önce hissi olarak öğrendiğim yani hissederek bir şekilde yol aldığım zaman diliminde bunu ilim yoluyla öğrenebileceğim bir yer düşünmüştüm. Bu hiç tanımadığım bir insandan Ankara aracılığıyla geldi. Vakfın açılış töreni olacak denildi. O gün bugündür her dersten çıktığımda gerçekten şükür ederek çıkıyorum. İyi ki KOCAV’ı tanıdım. Herkesten Allah razı olsun.”

(KOCAVlı Mezun Esra Şahin, Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Mezunu, Yazılım Uzmanı)

Prof. Dr. Hayati Develi Kimdir?

Dilbilimi, Türkiye Türkçesi, Türk Dilleri, Tatarca, Azerbaycan Türkçesi alanlarında çalışan Prof. Dr. Hayati Develi, 1962 yılında doğdu. 1983 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde lisans eğitimini, 1987 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans eğitimini, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi’nde doktora eğitimini tamamladı. 1998 yılında doçentlik unvanını alan Develi, 2004 yılında profesör oldu. Prof. Dr. Hayati Develi sırasıyla İstanbul Kültür Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dil Bilimi Bölümü Başkanlığı, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü ve Yunus Emre Enstitüsü Başkanlığı gibi idari görevlerde bulundu. Türk Dil Kurumu Büyük Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Çalışma Grubu Üyeliği yapan, halen Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi ve TÜBİTAK Grubu Danışma Kurulu Üyeliği’ne devam eden ve uluslararası birçok dergide makalesi, yayımlanmış kitapları ve kitap bölümleriyle bildirileri bulunan Prof. Dr. Develi, 26 Şubat 2016 tarihinde YÖK Üyeliği’ne atandı. Hâlen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanlığı görevini yürütmektedir.

Hazırlayanlar: Songül Serap BAKIRCI (Gelişme 1)