KIYMETİ BİLİNESİ ÇAĞ GENÇLİK

 

Fatma Zehra ÖRNEK

 

Dijital dünyanın güvenliğinden biz gençler sorumluyuz, hatta bu konuda dijitale yeni yeni adapte olan büyüklere destek olmak her birimizin ödevidir kanaatindeyim. Öte yandan gençliğin bir başka sorumluluğu da taze bir zihin ve bedensel zindeliğe sahipken bunu iyi değerlendirmek, dahası kıymetini bilmek.

 

“Gençsin, kıymetini bil” dedi bana. Ben de gülüp geçtim, çünkü gençtim. Şimdi anlıyorum kıymeti bilinmesi gereken yaşta olduğumu.

Kendimi bildim bileli hayat mücadelesi veriyorum. Böyle söyledim diye çok yaşlı olduğumu sanmayın, alt tarafı 30+’lardayım. Bununla beraber kendimi tanıyıp ekmeğimin peşinde koşmakla meşgul olduğum 16-23 yaş aralığı resmen kayıp yıllar benim için. Ama enseyi de karartmaya lüzum yok çünkü hissettiğin sürece gençsin aslında. Hele kamuya göre de hala genç kabul ediliyorsan tamamdır işte, senden iyisi yok. Çünkü belki de gençlik dediğimiz olgu “kuşaklar” olarak alfabetik isimlerle ayrılacak birer harften daha fazlasıdır kim bilir? Hatta ben çok daha fazlası olduğunu düşünenlerdenim. Kuşağa indirgediğimizde gençlik olarak nitelendirilen yaş aralığındaki yıllara haksızlık ediyormuşuz hissi var içimde. Sonuçta bugünün orta yaşlıları dün genç değiller miydi, bugün çocuk dediklerimiz yarının gençleri olamayacaklar mı? O halde neden gençliği sürekli akan bir nehir olarak algılamayalım ki; hem bu sayede içeriğini de inceleme fırsatını elde edebiliriz belki.

Ülkemizin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından Sümerolog Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ’ın bir sözü çokça dolaşıyor bu aralar sosyal medyada, “Sümer Yazıtlarında, ‘Bu gençlik nereye gidiyor’ yazısını gördüğümden beri gençliği sorgulamıyorum” diyor Prof. Dr. Çığ. Buradan hareketle gençliğin gidiş yönü ve yol haritasının ilk çağlardan bu yana merak edilegeldiğini kabul etmek yanlış olmaz kanaatindeyim.

Bugün dijital dönüşümün göbeğinde, sosyal medya çağındayız ve bu çağa en iyi adapte olanlar biz “genç” tabir edilenler. Çünkü intibakımız kuvvetli, çok çabuk adapte olabiliyoruz her şeye. Instagram, Twitter, TikTok ve şimdilerde Clubhouse bizim için kendimizi ifade edebildiğimiz ve sanal dünyada var olma hakkını elde ettiğimiz platformlar haline geldi. Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi sürecinde bizim evvelden beri entegre olduğumuz dijital dünyaya artık ebeveynlerimiz de bizlerin rehberliğiyle neredeyse tam anlamıyla adapte oldular. Yani dijitalleşmeden önce insanı tecrübelerinden ötürü büyüklerimizin gördüğü hürmet, bugün dijitalleşmenin getirisi olarak biz gençlere gösterilir oldu. Çünkü biz bu yeni dünya düzenine büyüklerimizden daha önce ve çok daha hızlı adapte olageldik.

Peki, bu adaptasyonla hak ettiğimiz hürmetin bize yüklediği birtakım sorumluluklar yok mu, elbette var. Örneğin dijital dünyanın güvenliğinden biz gençler sorumluyuz, hatta bu konuda dijitale yeni yeni adapte olan büyüklere destek olmak her birimizin ödevidir kanaatindeyim.

Öte yandan gençliğin bir başka sorumluluğu da taze bir zihin ve bedensel zindeliğe sahipken bunu iyi değerlendirmek, dahası kıymetini bilmek. Bu sorumluluğu 30’a gelmeden tam anlamıyla idrak edebildiğimi söyleyemeyeceğim kendi adıma ama 20’li yaşlarımın başında bir vapur yolculuğu esnasında tanıştığım biri, “Gençsin, kıymetini bil” demişti bana. Ben de gülüp geçmiştim çünkü gençtim. Şimdi anlıyorum kıymeti bilinmesi gereken yaşta olduğumu. İşin özü şu ki, her yaşın kıymeti bilinesi. Ancak gençlik hiçbir çağda aynı anda elde edemeyeceğimiz iki önemli kaynağa sahip olduğumuz çağ. Bu kaynaklardan biri zaman, diğeri de fiziki güç. Gençliği hayatın diğer evrelerinden ayıran en önemli güç bu iki kaynak olsa gerek. Bu ikisinin farklı kombinasyonları sayesinde hem kendimizin hem de içinde yaşadığımız toplumun geleceğini şekillendiriyoruz. Okuduğumuz, gezdiğimiz, ürettiğimiz ölçüde gençliğimizin hakkını veriyoruz. Bu hakkı verirken edindiğimiz tecrübeler de ilerleyen yaşlarımızda bizden sonraki gençlere aktardığımız birikimler olarak hayat yolculuğumuzda bize eşlik ediyor.

Genç yaşlarımızı kıymetini bilerek, kendimizi keşfederek, dünyayı görerek, okuyarak değerlendirebilmek temennisiyle.