KANAYAN YARA KIRIM

Osmanlı’dan günümüze miras olan Kırım coğrafi olarak farklı bir yerde olsa da hiçbir zaman uzak olmadığımız bir yerdi. Anadolu’nun bir şehri nasılsa Kırım’da bizim için her zaman öyle oldu. Kırım’da söylenen türküleri biz Anadolu’da söyledik.‘’Yağmadı kan aktı dedikleri zaman onların akan kanını Anadolu’da hissettik.

'’Ey nazlı Kırım Karındaşımsın

Ben sana mahkûmum sen anla beni

Elim kolum yetmez gözde yaşımsın

Seni benden ayıran kırılsın Kırım’’

Olacak inşallah olacak bir gün, çektiğin çileler dolacak bir gün.

 ‘’Son Gelişmeler Işığında Kırım’’ konulu Panel, Erol Güngör Kültür Merkezi Ömer Lütfü Mete Salonu’nda gerçekleştirildi. Panel’e konuşmacı olarak Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muzaffer Ürekli, Kırım Tatar Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Yeşilot katıldı. Panel öncesi Kırım’ı anlatan bir tanıtım filmi izlendi. Daha sonra sanatçı Esat Kabaklı ‘’Nazlı Kırım’’ adlı parçasını seslendi. Panelde sırasıyla, Kırım’da Hanlık dönemi, Son dönemde Kırım ve Kafkasya bölgesinin stratejik konumu masaya yatırıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelen Vakıf Başkanı Dr. Av. Ali Ürey; Kırım’ın bizler için maalesef hep kanayan bir yara olduğunu, Kırım’ı hiç güzellikleriyle hatırlamadığımızı dile getirdi. Kırımı 70’li yıllarda duyduğunu belirten Av.Dr.Ürey, kısa bir hikâye ile konuşmasına devam etti. ‘’80 kg’dan tuttuğu ölüm orucu ile 30 kg düştüğü ifade edilen bir kahramandan bahsediliyordu o zamanlarda, Şehitlerimiz için bizler, burada gıyabi cenaze namazları kılıyorduk. O kahraman bugün Kırım Meclis Başkanı Mustafa Cemiloğu. Yurda dönüş mücadelesinde gerçekten önemli sınavlar vermiş, büyük kahramanlıklar göstermiştir. Kırım’ı hep bu ve buna benzer acı hikâyelerle andık.

Açılış konuşmasının ardından ilk olarak Doç Dr. Muzaffer Ürekli kürsüye geldi. Kırım meselesinde Kırım kimin dir? Tarihte kimler vardı burada?  Ne kadar bizimdir veya Ruslarındır.’’ diyerek konuşmasına giriş yaptı. ‘’Tarihte üç Bozkırlı vardır. Atilla, Cengiz Han ve Timur’dur. Her üçünün de Kırımla ilgili bir takım teşhisleri olmuştur. Cengiz Hanı, Karaburun’da devleti’ni kurduktan sonra batı’ya doğru hareket ediyor. Kırım'a ilk defa 13. yüzyılın ortalarında Altın Orda Devleti'nin kurucusu Batu Han zamanında gelen Kırım Tatarları, bölgede kısa zamanda mevcut politik ve kültürel müesseselerin yerine kendilerininkini kurmuşlardır.’’

Kırım ve Kıbrıs Bizim İçin Önemliydi

Kırım ve Kıbrıs’ın bizim için önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ürekli Kırım ve Kıbrıs hakkında; ‘’Biri ada bir diğeri ise yarım adadır. Osmanlı Devleti 1453’de İstanbul’u aldıktan sonra hemen gözünü Kırım’a diker. 1475’de Gedik Ahmet Paşa’yı göndererek Kefe bölgesini kendisine bağlar. Diğer bölgeler ise hanlıktır. Hanlık Osmanlı Devleti’ne bağlı değildir. Kefe vilayeti Osmanlı’ya bağlıdır. 1556 yılında Ruslar güçlenip Astarlan şehrini ele geçirince Kırım için tehlike olmaya başlamıştır. Osmanlı tedbir almak için üç vilayet Rumeli’den, üç vilayet Anadolu’dan görevlendirerek bir sefer düzenler. Ten ve Volga nehirleri arasında bir kanal açılmasını ister. Cenevizlilerin elinde bulunan Kefe, Azak ve Mengüp kaleleri ele geçirilir. Mengli Giray, Kırım Hanı tayin edilir. Bu suretle, Kırım Osmanlı Devletinin bir eyaleti haline geldi. Kırım’ın eski şehir adlarına bakacak olursak Anadolu’da ki veya Bursa’daki Sokak adlarıyla hiçbir fakı yoktur. Camii Kebir, Yeni Mahalle, Eski Mahalle gibi isimler Kırım’da da karşımıza çıkar dedi’’.

Prof. Dr. Ürekli son olarak, ‘’Ölümü göze alan bir millet her seferinde vatanına tekrar sahip olmak için hayatta da kalmayı bilmelidir. Kırım’da bunu yapmıştır Eski turan taktiğidir bu. Geri kaçma değil sağ kalmadır aslında.’’ ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Ürekli’den sonra sözü devralan Kırım Tatar Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay; 18 Mayıs 1944 de Dünya tarihinde insanlık suçlarına maruz kalmış Kırım Türklerinin dertlerini dile getirmeye çabalarken bir kez daha Kırım hiç istemediği, arzu edilmediği bir şekilde dünyanın gündemine geldiğini belirtti. Bundan 150- 155 sene önce Kırım savaş’ının sonunda maalesef Osmanlı devleti galip olmasına rağmen sonuçları bakımından Osmanlı’ya yansımaları ve özellikle de Kırım Türklerine yansımaları bakımından tam bir mağlup devlet statüsüne düştü. Tarihlerinde ilk defa kendi vatanlarında İngilizlerin ve Fransız gemilerinin taşıdığı mültecilerden sonra azınlık durumuna düştüklerini belirtti.’’Kırım neden bu kadar önemliydi Ruslar için sorusuna;

Rusya’nın Kırımı Alma Çabaları

‘’Rusya Kırım’ı kendine bağlamak için asırlar boyu mücadele etmiştir. 1991 yılında ülkeler bağımsızlıklarını ilan etmeye başlayınca Kırım’daki çoğunluk Ruslardı. Kırım bir eyalet statüsündeydi. Hemen referanduma gidilmesi dâhilinde yenileceklerini söylediler. Yenilgi yaşanmaması adına Kırım Otonom Cumhuriyet’ini ilan ettiler. Kırım, Rusya’ya bağlanmamak için bu Cumhuriyeti kabul eder.  Biz Kırım Türkleri, Kırım Türk Milli Meclisi’ne itiraz ettik. Kırımda neden böyle bir Muhtar Cumhuriyeti kuruluyor Rusların kontrolünde. Şayet bir devlet istiyorlarsa devletleri var dedik. Burada bir Muhtar Cumhuriyeti olacak ise tarihte de olduğu gibi Kırım Türklerinin Tatarlarının bir Muhtar Cumhuriyeti olsun talebinde bulunduk.

Lenin, 1921 yılında Kırım’da Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyet’ini kurulduğu dönemde bütün dünyaya özellikle Müslüman ve Türk halklarına büyük bir propaganda yapmak için Müslüman Türk halkına yardım etmek için iyileştirici haklar verdiklerini söylediler. İlk kurduğu Sovyet Sosyalist Cumhuriyet’ine kattığı topraklardaki yerler Müslümanlara verilen ilk Muhtar cumhuriyeti idi. 19 Mayıs 1944 de Kırım Türkleri sürgün edilene kadar buranın cumhurbaşkanları, Başkanlarının büyük bir çoğunluğu hep Kırım Türklerindendi. Kırım’da ki bu Muhtar cumhuriyetine karşı çıkmıştık. Rusya yanlıları isteklerinden vazgeçmediler.

Karatay son olarak,‘’Gürcistan savaşları sırasında Yanakoviç Karadeniz donanmasının geleceğiyle ilgili olarak dünya tarihinde ender görünen uzun süreli bir antlaşması ile Karadeniz donanmasının Rusya tarafından Sivas Topel üssü olarak kullanılmasına izin verildi.’’ diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Kırım’ın stratejik konumu ile ilgili bölgenin haritası üzerinde gösterimlerde bulunarak bilgiler aktaran Prof. Dr. Okan Yeşilot Kırım’da gerçekleştirilen, Kırım Bayrak programının üzerinden anlatım da bulundu. Kırım’ın merkezi yerlerinde kiliseleri özellikle de Ortodoks kiliselerini sıklıkla görebileceğimizi belirtti.