KADİRŞİNAS VE ÇALIŞKAN BİR ÖĞRETMEN "DR. YILDIZ DARYAL"

Vefa sadece bir semt adı mıydı? Vefa’ya çok yakın bir yerde Süleymaniye’nin eteklerinde sürekli beraber olan bizler için Vefa sadece bir semt adı değildi elbet. Bundan dolayı hancıya seslenmemiz gerekti: “Hancı, atları hazırla yola çıkıyoruz.”

 Bülten vakfın hafızasıdır.’ diyor Vakıf Başkanımız Ali Ürey ve arkadaşlarımız Vakfın hafızasını karıştırırken ne görsünler? “Üstad Ziyaretleri” köşesi. Nedir ki Üstad Ziyaretleri diye merak edip araştıralım dediğimizde karşımıza uzun bir yol çıktı. “Neden çıkmayalım?” dedik böyle bir yolculuğa. Zira hem atlarımız hazırdı hem de rüzgâr bizden yana. Yeter ki gideceğimiz yerde bizi bekleyen olsun.

Yıldız Daryal hoca bizi bekleyenlerden ilkiydi. Bu yolculukta ilk durağımız onun evi olmuştu. Yıldız Hoca Seminer hocalarımızdan rahmetli Prof. Dr. Ali Murat Daryal hocamızın eşi. Kendisi emekli matematik öğretmeni. Kendisine “Hocam müsaitseniz sizi ziyaret edeceğiz.” diye aradığımızda “Size müsait olmaz mıyım, bizim evin şenliğe ihtiyacı var buyurun gelin.” diyerek bize evini açtı hocamız.

Kendisini ziyaret etmeden önce hocamızın derlediği “Ali Murat Daryal’ın Aziz Hatırasına (1937-2017)” kitabını okuyup, bayramlık kıyafetlerimizi giyip güzel bir pazar günü yola koyulduk. Kozyatağı’ndaki evine gelince kendimizi 1950’lere giden bir tramvayda bulduk.

“Hak Yemek Büyük Vebaldir”

 Yıldız hoca Mardinli bir ailenin 6 çocuğundan biri. Ankara’da Yüksek Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra öğretmenlik hayatına başlamış. Öğrencilik yıllarını başarılı bir şekilde tamamlayan hocamız o dönemde eğitimin kalitesinden bahsederken kendisinin fen şubesinde olduğu halde ruh sağlığı, sosyoloji, mantık, ölçme ve değerlendirme gibi derslerinin olduğunu anlattı. Günümüzde alınan formasyonların bu derslerin yerini tutmayacağını söyledi.

68-69 olaylarında mezun olurken sorunlar yaşadığını anlatan hocamız meslek hayatında da bu sorunların devam ettiğini ekledi. O dönem derslerin tadı olmadığını, öğrenciler ve öğretmenler arası ilişkilerin zedelendiğini anlattı. Ancak kendi görüşünde olmayan bir öğrencisi tarafından “Hocam, sizinle aynı görüşte olmasak bile hakkımı yemediğinizi düşündüğüm için size teşekkür ediyorum.” yazılı bir not aldığını anlattıktan sonra hak yemenin çok büyük bir vebal olduğunu söyledi. Yıldız Hoca, Nazik Erik Hocanın meslek hayatında yolunu çizmesine ışık tuttuğunu ve o dönem yaşadığı zorluklar karşısında da kendisine yardım ettiğini anlattı.

Öğretmenlik Yılları…

Hocamız sabah saat altıda işçi treniyle gittiği Gebze’deki öğretmenlik yıllarından, öğrencelerinden bahsetti. Gebze’den sonra yüksek deniz okulunda göreve başlayan hocamız okulun askeriyeye bağlanmasından sonra öğrencilerin çektiği sıkıntıyı “Sabah sivil geldiğimiz okulda asker olduk. Emir komuta zincirine girdik.” şeklinde anlattı. Askeriyeden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağlanan okuldan emekli olduğunu söyledi. Hem iş hem de ev hayatının zorluklarından bahsederken hanımların bu işte ne kadar zorlandığını anlattı, hayatın bir sınav olduğunu şu sözleri ile ifade etti: “İnsan hayatı her zaman güzel seviyede gitmiyor. İyi günün de oluyor kötü günün de. Allah insanı deniyor. ‘Bakayım bu kulum ne yapıyor?’ diyor. Her şeyin başı sabır. Sabır olmadan sıkıntılar çekilmez. Sizin şimdi ders yurt sıkıntılarınız var. İleri de bunlar şekil değiştiriyor.”

 “Sohbettin Kazası Yoktur”

 Hocamıza o dönem hangi kültür mahfillerinden yararlandığını sorduğumuzda bizlere Samiha Ayverdi ekolünden yetiştiği ve Kubbealtı’ndan yararlandığı cevabını verdi. Kubbealtı’nda aldığı eğitimler de Mahir İz, Nihat Sami Banarlı, Sabahattin Zaim gibi hocalardan ders dinlediğini anlattı. Branşının matematik olduğunu ancak insanın yalnızca kendini tek alanda geliştirmemesini kendi alanının yanına ek birçok alan eklemesinin gerekli olduğunu söyledi. Nitekim KOCAV’ın bugün bizlere bunu sağladığını hatırlattı. Kendisi de matematik eğitimin yanına edebiyat gibi alanları da kattığını ekledi. O dönem hocaların evine ziyarete gittiklerini ev ortamında tasavvuf, musiki sohbetlerinde bulunduğunu söyledi. “Sohbettin kazası yoktur.” düsturu ile yaşayan hocamız sohbet ortamlarını kaçırmamanın gerektiğini ve hayatını bu şekilde yaşadığını anlattı.

Kendisine “Ali Murat Hoca nasıl biriydi?” diye sorduğumuzda Ali Murat Hoca’yı ele avuca sığmaz coşkun tabiatlı biri olarak anlattı. Bunun nedenini ise hocanın birçok sıkıntı çekmiş olduğunu ve bu sıkıntıları neşesi ile atlatmış olduğu şeklinde açıkladı. Camilerdeki hikâyelerini anlatsak destan olur diyen hocamız Ali Murat Hoca ile ilgili verdiği vaazlardan bazılarını anlatırken hepimizin neşelenmesine sebep oldu. Hocanın bütün derdi başkalarına yardım etmekti.

Evdeki sanat eserlerinden bahsederken bir çocuğun kendi sanatlarına sahip çıkması gerektiğini bunun da u)u genişlettiğini söyledi. Evi gezmemizin ardından hem ziyaretimiz hem de sohbetimiz sona erdi. Lakin bu son bir başlangıçtı bizim için.

Dr. Yıldız Daryal Hocamızdan tavsiyeler

  • Yalnızca bir alanda değil birçok alanda kendimizi geliştirmeliyiz.
  • Müslümanlıkta ümitsizlik yoktur. Herkesin üzerine düşen görevi en iyi şekilde yapması gereklidir.
  • Halka hizmet Hakk’a hizmettir. Bu yüzden gençlerin halka hizmet etmesi gereklidir.
  • Milli sanatımıza sahip çıkmalı ve yeteneğimiz yoksa dahi onu bilmeli ve korumalıyız.
  • Güzel Türkçesi ve manevi zenginliğinden dolayı Semiha Ayverdi’nin kitaplarını okuyabilirsiniz.

Hazırlayan

Beyza BÜYÜKAĞAÇCI (İhtisas 2)