İSTANBUL'U GEZDİK GÖZLERİMİZ AÇIK

Baharın gelişiyle KOCAV, bu seneki İstanbul Gezisini 24 Nisan’da gerçekleştirdi. “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” tartışmalarına cevaben hem okuyup hem gezmeyi ilke edinen etkinliğimizin güzergâhı Million Taşı, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya Müzesi, Hürrem Sultan Hamamı ve Sultanahmet Camii oldu. KOCAVlı Mezunlarımızdan Sanat Tarih- çisi Kübra Baş’ın rehberliğinde gerçekleşen gezimizin ilk durağı, asırlarca yön bulmak için kullanılan Million Taşı idi. İstanbul’un eski devirlerine ait bilgilerini dinledikten sonra kafilemiz, Yerebatan Sarnıcı’na doğru yol aldı. İslami kaidelerin temizlik esasları gereği durgun su yerine akar vaziyetteki suyu tercih eden Osmanlıların kendi su tesisatlarını kurduktan sonra kullanılmayan sarnıç, ışıklandırmalar yardımıyla mistik bir havaya büründürülmüş. Sarnıcın içerisinde, kötülüklerden korunmak amacıyla yerleştirilen Medusa başı ve durgun suda yüzen balıklar, katılımcıların yoğun ilgisine maruz kaldı. Güneş ışığıyla tekrar buluşmanın ardından kafilemiz Ayasofya’ya doğru yöneldi. İmparator kapısının üzerinde bulunan ortada Hz. İsa’nın, sağında Hz. Cebrail’in, solunda Hz. Meryem’in ve sol altında Bizans İmparatoru VI. Leon’un tasvir edildiği mozaiğe bakarken Baş, kafileyi Ayasofya’nın tarihine dair bilgilendirdi. Güney tarafındaki I. Mahmut Kütüphanesi’nden çalı- nan yazma eserler için üzülürken, hat sanatı- nın muazzam örnekleri olan Lafzatullah’ın; Hz. Muhammed’in, Hülefa-yı Raşidin’in ve Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in isimlerinin yazıldığı ahşap levhaların büyüklüklerinden ötürü kapı- dan geçirilemeyişiyle iftihar ettik. Üst kattaki Justinyen’in Hz. Meryem’e Ayasofya’yı, Bizans İmparatoru Konstantin’in ise surlarla çevrili Konstantinopolis’i sunar halde tasvir edildiği mozaiği, mermerden yapılan Cennet ve Cehennem Kapısı’nı, İmparatoriçe Kapısı’nı, Hz. İsa’nın kıyamet günü insanlık için niyaz edişini tasvir eden mozaiği gördükten sonra I. Mahmut zamanından kalma şadırvanın yanında Ayasofya’ya veda ettik. Öğle yemeğinin ardından Hürrem Sultan Hamamı yeni durağımızdı. Tarihimizdeki bü- yük hanım sultanların hayra ve imara düşkünlüklerini konu edinen dizilerimiz, kitaplarımız olmasa da onların yaptırdığı eserler günümüzde hala yerlerinde ve kullanımdalar. Sultanahmet’e doğru yol almak kafilemiz için oldukça zorluydu fakat Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun yapıldığı günde, orada olmak bizim için ziyadesiyle heyecan vericiydi. Bitiş çizgisinin önünde durup son düzlüğe giren bisikletçilerin heyecanına da tanıklık etmemizi sağladı. Sultanahmet Camii’nde de Rehberimiz Kübra Baş sayesinde bilgilendikten sonra istikametimiz KOCAV Hacı Ârif Bey Konağı oldu. Vakfımızda içilen çaya ve geziye dair muhabbete doyum olmadı. Elbette ki KOCAV, yetişen yeni nesle tarih şuurunu ve estetik hazzı verebilmek için gezi faaliyetlerine devam edecek.