İSTANBUL MANZARALARI VE SOSYAL MEDYA

Prof. Dr. Ahmet Yörük tarafından gerçekleştirilen Divan Sohbeti’nin konusu İstanbul Manzaraları ve Sosyal Medya oldu.

Süleymaniye Camii manzarası eşliğindeki sohbetimize, Vakıf Başkanımız Av. Dr. Ali Ürey ağabeyimizin hocamız için söylediği “Ahmet Ağabey, Sabri Ülgener Hocamızın Ahmetler cihanından biridir.” sözü ile girizgâh yapıldı. Prof. Dr. Ahmet Yörük de bu söze telmihle diğer “Ahmetler cihanı”ndan bahsederek sözlerine şöyle başladı: “Biz Dört Ahmetler bir arada idik ve kendi içimizde Ahmed-i evvel, sani, salis ve rabii olarak adlandırırdık.” Prof. Dr. Yörük İstanbul kültür hayatına geçerek sohbetine devam etti: “Eskiden öğrenci İstanbul’daki konserleri, sergileri, festivalleri vs. gazete, radyo, televizyon ile takip ederdi ama şimdi imkânlar çoğaldı; haberleşme ve fizikî mekânlar çok arttı. Şehir tiyatroları vardı Fatih, Üsküdar gibi semtlerde. Öğrenciler için şehir tiyatroları iyidir, uygundur. Şehir tiyatroları ayrı bir okul ve edeptir. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın cuma akşamları konseri olurdu. Bizim öğrenciliğimiz zamanında Hisar’da yaz konserleri olur, Beyoğlu’nda sinemaya gidilirdi. Kaliteli filmler olurdu; uzun süreli olan sinemaları da vardı. Üniversite korosu, spor ve sergi yerleri olurdu. Basket gösterisi olur, 3 Mayıs Türkçüler günü olurdu. Boks, güreş müsabakası olurdu. Sosyal medya ortaya çıkınca etrafımızda neler oldu fark edilmedi.”  “Sultan 2. Abdülhamid bir sürü fotoğraf çektirmiş. Siyah beyaz muhteşem fotoğrafları var. Bizim mezun olduğumuz yetmiş mezunlarının fotoğrafları paylaşılıyor, oradan bunları da paylaşıyorlar. Çok güzel fotoğrafları var eski İstanbul’un; adalar surlar, Boğaz fotoğrafları var. Beyazıt Meydanı, Profesörler evi ve Beyazıt Camii fotoğrafı. Meydanın havuzlu hali. Nusretiye Cami, Tophane, Saat Kulesi fotoğrafları... Beyoğlu’nda Narmanlı Yurdu var. Tanpınar orada kalmıştır. Sabri Ülgener Hoca ve Dört Ahmetler orda bulunurduk. 1966 yıllarında Karaköy manzaralı fotoğraf. Büyük postanenin ve Aksaray meydanının fotoğrafı, Çapa Muallim Mektebi, Millet Caddesi fotoğrafı, Aksaray’da caminin önünde Pertevniyal Valide Sultan’ın türbesi, tramvay deposu. Kız kulesi fotoğrafı… Ortada deniz hamamı var, oradan geçilirdi içerisine, küçük su yeri, Âşıklar Tepesi, oralarda aynı tip insanlar, bakla falı yapanları görürdük. Salacak Çürük Sulu Yalısı, orda birçok Türk filmi çekilmiştir. Emel Esin sanat tarihçisi ile yaptığı sohbetini aktarmıştır. Türk dünyasından bahsetmişlerdir. Rumeli Hisarı, Göksu fotoğrafı önleri açık pırıl pırıl su, İmbisat ve İnşirah gemilerin fotoğrafları. Yanık Çırağan sarayı, Şeref Stadı fotoğrafları… Sosyal medya bir girdap gibidir, içine dalınca iyice giriliyor. Faydalı kullanıldığı zaman ise çok iyi bir kaynak. Sanat ve edebiyat İstanbul’un kromozomlarına işlemiştir. İşimiz ne olursa olsun hayat işimizden ibaret değildir. Kültür, edebiyat, dünya meselelerinden de bahsedilmelidir. Bunlar olmadan üst düzey yönetici vs. olunmuyor. Bir insan ülkesinin geleneğini göreneğini, geçmişini bilerek üst düzey yönetici olduğunda mesleğini en iyi derecede yapacaktır. KOCAV da bu farkındalığı oluşturmaktadır. Hayata renk katıyor, estetik katıyor. Paylaşmayı öne çıkarıyor. İstanbul uhreviyeti olan bir şehir, kıymetini bilene…”diyerek hocamız sohbetini sonlandırdı.

 

PROF.DR.AHMET YÖRÜK / PROF. DR. AHMET GÜNER SAYAR DİVAN SOHBETLERİ