İDLİB MESELESİ ve TÜRKİYE

Post sahibiYıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur hocamızın olduğu KOCAV Erol Güngör Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Divan Sohbeti, önceki gün İdlib’de şehit olan askerlerin anılmasıyla başladı. Gündemin İdlib olması nedeniyle Prof. Dr. Okur, gündemi değerlendirip yorum ve analizlerini bizlerle paylaştı.

Bilinir Bilinmezlik Stratejisiyle

“Rusya, bulanık savaşın önemli unsurlarından biridir. Bu savaşın özelliklerinden biri, bir darbe indirildiğinde failin gizlenmesidir. Kırım’ın ilhakını hatırlayın. Üniformalı birileri ortaya çıktığında Rusya, onların kendisiyle ilgisi olmadığını iddia ettiyse de Kırım’ı o üniformalılar sayesinde ele geçirdi. Rusya, bilinir bilinmezlik stratejisiyle hareket ediyor.” diyen Prof. Dr. Okur, Suriye’deki Rus planına Türk milliyetçilerinin tarihi hafızasından bakıldığında aşina olduklarını ifade etti.

Suriye’de Rus Planı

“Pogrom; ezmek, saldırarak göçe zorlamaktır. Pogrom bir Rus siyaseti olarak Türk ve Müslüman coğrafyalarda kullanıldı. Pogromlar ya doğrudan ya da destekli olarak gerçekleştirildi. Balkan savaşları ve göçleri, Kafkaslardaki,Ahıska’daki göçmenlerin, Karabağ’daki Azerbaycan Türklerinin sürgünlerini düşünün. Anadolu tüm bu coğrafyalardan kaçanların sığındığı bir yere dönüştü.”diyerek Rus devlet aklının geçmişteki yansımalarından örnek veren Prof. Dr. Okur, bugün aynı planın Suriye’nin kuzeyindeki nüfus için uygulandığını, oradaki nüfusun terör bahanesiyle göçe zorlandığını ifade etti.

“Şuan İdlib’e süpürülen nüfusun da Suriye dışına atılması planlanıyor. Başkentteki idare Türkiye’ye tümüyle düşman olduğu için bu durumda Suriye içinde Türkiye’ye sempatiyle bakan nüfus ülke dışına atılacak ve bölgede YPG ve PYD’ninuzantıları kalacak. Bu nüfusun dönüşü de engellenecek. Yasal olarak kapılar açık olsa da fiilen bölgeden gelen haberler nüfusun geri dönüşünü engelleyecek. Ve Pogrom yapıyorsanız dehşet üretmelisiniz.” sözleriyle gelecek günlerle ilgili tahminlerini paylaştı.

Uluslararası Hukuku Anlamak

“Uluslararası hukuk, anlaşmaları yorumlarken katmanlı bir yöntem izler. Astana sürecinde o masaya oturan tüm liderler şunu der:Suriye savaşının askeri çözümü olmayacak, siyasi çözümü olacak. Taraflardan biri mutlak askeri zafer yapamaz. Buna kim ihanet ederse Astana masasını o devirdi.”

Prof. Dr. Okur, Suriye’de olan gelişmeleri şöyle özetledi: “Sahada çatışmayı azaltma bölgeleri ilan edildi ama tam tersi buralara Esed güçleri askeri zaferle girdi ve halk İdlib’e çekildi. Bu, Cenevre’deki masaya da yansıdı. Bu sürecin işleyebilmesi için Türkiye’nin korunaklı olması lazım. Saldırıları arttırarak terör örgütlerini güçlendirdiler. Bunun sebebi Pogromun bir hedef olmasıdır. Suriye’de bir çatışmaya girdiğimizde Türkiye’de iç savaş çıkarılmaya çalışıldı. Türkiye’nin muhafaza ettiği hattı boşaltmaması lazım. Rusya’yla karşı karşıya olmak için hazır değiliz. Boğazlar meselesinin bir ucu Suriye’ye bağlı ve konuyu uluslararası bir hale getirip Rusya’yla tek başımıza mücadele etmekten kaçınmış oluruz. Böyle kritik kararlar alırken jeopolitik olarak kriz yaşamayacağımız birinden destek almalıyız.”

Prof. Dr. Okur, izlenmesi gereken siyaseti bu sözlerle özetledikten sonra katılımcılardan gelen sorulara cevap vererek programı sonlandırdı.

Sümeyye ÖRNEK (İhtisas 2)