“HezarfenSüheyl Ünver’in Özünü Vermeye Çalıştık”*

“Ömrünü tıp, sanat, bilim ve kültür tarihimize adamış bir kültür adamı olan Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver, Uluğbeyler belgesel projemiz için eşi bulunmaz bir fırsattı. Çok yönlü kişiliği, üretkenliği, yardımseverliği ve bilgeliği ile Süheyl Ünver, bugünün modern dünyasında kaybolan gençliğimiz için bir rol modeldir. Ünver, konformizmin yaygınlaştığı, birlik ve beraberliğimizin azaldığı günümüzde ortak değerlerimizde bir araya gelerek, estetik üretimler yapabileceğimizin kanıtıdır. Zira en zor şartlarda bile sanatımızdan ve kültürümüzden vazgeçmemiştir. Bu güzide millete hizmet etmek için var gücü ile çalışmış, sadece anlatarak değil ‘hal dili’ ile de birçok güzelliğe vesile olmuştur.

Belgeselimizde bu kıymetli hezarfenSüheyl Ünver’in özünü vermeye çalıştık. Bunun içinSüheyl hocamızın hayatına dokunmuş 16 isimle röportajlar geçekleştirdik. İstanbul, Sivas ve İzmir’de 20 saati aşkın görüntü kaydettik.Belgesel için özel olarak animasyon ve müzikler hazırladık.

Belgesel Hayata Bakış Açımızı Değiştirdi

Uluğbeyler Süheyl Ünver Belgeseli şahsen benim için çok öğretici oldu. Öncelikle ilim, kültür ve ruh yönünden çok kıymetli 16 güzel insan tanıdım.

  • Gerçek bir ilim adamının tek başına neler yapabildiğine/yapabileceğine tanık oldum.
  • Zaman, mekân ve imkân kısıtlığının üretmeye mani olmadığını anladım.
  • Özellikle günümüzde defaatle dile getirilen yetmeyen zaman söyleminin bir bahane olduğunu öğrendim.
  • Kültürümüzün sadece sanat, kıyafet ve yemek değil bir manzara, bir çiçek, bir mezar taşı velhasılı aklımıza gelebilecek her şey olduğunu zira her nesneye yaşayanlarının ruhunun sirayet ettiğini kavradım.
  • Bir ilim adamının sadece anlatarak değil yaparak ve ‘hal dili’ ile de öğrencilerine örnek olması gerektiğine şahit oldum.
  • Yıllar boyu aranan ‘kahramanların’ beklenilmesi yanlışlığını fark ettim. Zira kahramanı beklemek değil yetiştirmek gerekiyormuş. Ve ben bir güzel insanın bu amaca ömrünü verdiğini gördüm.
  • Bir şeyi daha fark ettim ki bu benim için daha büyük bir şaşkınlıktı. Onun talebeleri gerek sanatları gerek duruşları gerek konuşmaları ile bu milletin özlediği medeniyetinin temsilcileri idiler. Süheyl hoca özenle yetiştirdiği talebelerine ruhunu vermişti. Onların yetişmesi için varını yoğunu seferber etmişti. Netice bugün alanında uzman, duayen onlarca öncü insan. Onlarda yetiştiriyor, çalışıyor, bayrak yarışını devam ettiriyor. Şimdi KOCAV’ın neden gençlerimizi yetiştirmek mevzusuna bu kadar eğildiğini daha iyi anlıyorum.

 

Süheyl Ünver Projesi Devam Edecek

Belgeselimiz Süheyl Ünver Projemizin bir başlangıcıdır. Zira Süheyl Hocanın incelenmeyi bekleyen pek çok çalışması, özelliği, eseri ve öğrencisi vardı. Proje kapsamında üzerinde titizlikle çalıştığımız bir belgesel kitabı hazırlıyoruz. İnşallah 2019 yılı içinde basmayı planlıyoruz. Yıl içinde belgeselimizin internet sitesini yayına vereceğiz. Yarışma ve festivallerin yanı sıra belgeselimiz gösterimlerine farklı mekân ve illerde devam edeceğiz.

Belgeselimizin fikir aşamasında kurgusuna kadar geçen 1 yıllık süreçte pek çok kurum ve kişinin desteği oldu. Bu noktada KOCAV ailesine, İletişim Fakültemize, Kültür ve Turizm bakanlığımıza canı gönülden teşekkür ederim. Süheyl hocamızın ‘gençleri eser vermeye teşvik etmeli’ sözünü hayatına tatbik etmiş, hasbiliğinden hiçbir zaman şüphe etmediğim, gönül insanı, Vakıf Başkanım, abim Ali Ürey’e, desteklerini esirgemeyen belgeselimizin danışmanı Prof. Dr. Ergün Yolcu’ya, gelenekli sanatlarımızın yaşayan ustalarından Süheyl hocamızın ruhunu yaşatan belgeselimizin de danışmanlığını yapan GülbünMesara hocamıza çok teşekkür ederim.

Filmin her karesinde emeği olan Görüntü Yönetmenimiz Onur Akyol’a, çözüm üreticimiz yönetmen yardımcımız Ümit Sarı’ya, belgeselimizde kameramanlıktan kurguya animasyondan şoförlüğe kadar yapmadığı iş kalmayan kameraman ve kurgucumuz Yusuf Tekke’ye, Süheyl ünveri canlandıran mütevazı insan Turgut Kozan kardeşime, belgeselimizin grafik ve tasarım çalışmalarına imza Süleyman Türkoğlu’na, belgeselimizin her kademesinde arı gibi çalışan Yapım Koordinatörümüz İbrahim Biz’e, animasyonlarımızı yapan Yüksel Balaban hocamıza, müziklerini besteleyen Emre Berkün’e,biri yılı aşkın süre kahrımı çeken çalışkan proje asistanlarım, Gülay fışkın, Ayşe Hilal Ezber, Şeymanur Gültekin ve Fatma Çelik’e, projemizin basın ve sponsorluk ayağını yürüten Damla Akar hocama, halk ilişkiler kısmını yürüten Lale Cansu Tutar’a,Uluğbeyler fikrini hayat geçiren Murat Çeri’ye ayrıca teşekkür ederim.Büyük emekler veren güzel ekibime çok ama çok teşekkür ederim.

Ve teşekkürler bu gecenin organizasyonunu gerçekleştiren ‘kim var sorusuna’ mahal bırakmayan KOCAVLI genç kardeşlerime ve sevgilimi öğrencilerime. İyi ki varsınız…

Hani hep söylenir ya ‘Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.’Ne kadar yanlış ne kadar eksik ne kadar gereksiz bir söz. Başarının olması için arkadan desteğin değil önden yolun açılması, sorunların giderilmesi gereklidir. Şayet ben bir şey başarmışsam bunda önümü açan, bana rahat bir yol haritası çizen, sorunlarımı gideren eleştiren eşimin payı büyüktür. Huzurlularınız da önümü açan eşime çok teşekkür ediyorum Allah ondan razı olsun.

Bu vesile ile Süheyl hocamızın eşi Müzehher hanımın ruhu şad olsun. Ne büyük bir kadınmış. Kadınlarımız önümüzden yürüyorsa biz başarıya ulaşıyoruz demektir. Osmanlı İmparatorluğu, Osman Bey’in değil Hayme Ana’nın arkasından yürüdüğü için kuruldu. Ben bu ruhu GülbünMesara’da, Azade Akar’da, Çiçek Derman’da, Dürdane Ünver’de, İnci Ayan Birol’da, Ayten Altıntaş’ta, Müjgan Üçer’de gördüm.

İnanıyorum ki (onları yetiştiren)Süheyl Hocamızın ruhu her daim bizimle… Süheyl hocamız şöyle diyor Uğur Derman hocama yazdığı bir mektubunda ‘Ben Türk milletinin naciz bir ferdiyim. Türk tanınıyorum. Benim Amerika’da adım Bay Süheyl değil, Bay Türk. Sizler de meslek hayatınızda bu yoldan yürüyün. Bu millet bizi yetiştirdi, biz de onu yetiştireceğiz.’

Ve biz de diyoruz ki‘Bu millet bizi yetiştirdi, biz de onu yetiştireceğiz.’

Süheyl Ünver’e selam olsun…”

*Uluğbeyler Süheyl Ünver Belgeseli Yönetmeni Dr. Öğr. Üyesi Mesut Aytekin’in belgesel galasında yaptığı konuşmanın tam metnidir.