HARFLER YETMEDİ ANŞALIŞMASINA

Güz döneminin sonlarına yaklaşırken, gurbetliğin dar geldiği günlerde soluğu yine bir divan sohbetinde aldık. Divan sohbetinin bu haftaki konuğu Prof. Dr. Nihat Öztoprak hocamızdı. Değerli hocamız, özünde maddi ve manevi bakımdan temiz olmanın yattığı Mevleviliğe aç ve hasret gönüllerin olduğunu anlamış ki yanında üç değerli misafirini de divan sohbetine davet etmiş. Yenikapı Mevlevihanesi’nden, evini ve yüreğini maddi ve manevi Mevlevi kültürüyle zenginleştirmiş Yenikapı Mevlevihanesi’nin son şeyhinin torunu Prof. Dr. Abdülbaki Baykara hocamız kendini tanıttıktan sonra Hz. Mevlana’nın hayatından ve mesnevi kültüründen bahsetti. 8 yaşında sema çıkarmaya başlayan Prof. Dr. Baykara hocamız, sema çıkarmanın çıplak ayakla yere çakılmış bir çivi üstünde ve yakının olmayan bir kişi tarafından çıkarıldığını anlattı. Sema çıkarırken üste giyilen tennureyi ve başa takılan sikkeyi eğilip öperek, giyip çıkarmak bir tapma değil, edilen hizmete bir karşılık olduğunu ve semazenin sema ederken kollarını açmasının, Hakk’tan aldığı ihsanı halka saçmasını temsil ettiğini söyleyerek şu sözlerle devam etti: “Mevlevilikte dede olmak için 1001 gün çile çıkarmak gerekir. Şeyh efendinin uygun gördüğü biçimde süre daha kısa veya daha uzun olabilir ama asgari süre 18 gündür. Bu süre boyunca tekke dışında bir yerde kalamaz ve sürekli göz önünde eğitim alması gerekir. Her tarikatın kendine göre tarikata kabul etme sekli vardır. Mevlevilikte tarikata kabul edilirken sikke tekbiri yapılır. Mevleviliğe katılmak isteyen bir dervişin başına giydiği külaha sikke denir. Seyit ve Şerif olanlar yeşil, Mevlana soyundan gelen çelebiler siyah, herhangi bir mürit ise beyaz sikke takar.” İslâm ve tasavvuf dünyasında tanınmış âlim, şair ve düşünce adamı olan Mevlana, sadece Mevlevi yolunun öncüsü olmamış geride de birçok değerli eserler bırakmıştır. Selçuklu zamanında yaşayan Mevlana, sarayın dilinin Farsça olması ve Farsça’nın şiirsel edebi anlatımının kolaylığı yönünden zengin bir dil olması dolayısıyla Hz. Mevlana Farsça eserler vermiştir. Mevlana ve Mevlevilikten bahsedip de neyden bahsetmek olmazdı. Ney 7 boğumdan oluşur. Tasavvufta da İnsan-ı Kâmil olmak için müridin aşması gereken 7 mertebe vardır.

Ney; Hz. Havva ve Hz. Âdem’i temsil eder,

Ney; mesneviyi temsil eder,

Ney; Hz. Muhammed’i temsil eder.

Diğer konuğumuz Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Üzeyir Aslan ise Hz. Mevlana’nın arkasında bıraktığı en çok okunan ve değerli olan Mesnevi kitabından bahsetti. Bildiğiyle, inandığıyla yaşayan Mevlana kendi döneminde de sonraki dönemlerde de pek anlaşılamamıştır. Ney’in anlattığı şikâyetnameler Mevlana’nın halk tarafında tenkit edilip hoş görülmemesini de temsil eder. Çok fazla anlaşılamayan Mevlana’nın mesnevisini okuyan kendini görüp, kendini anlıyor. Her okuyucu kendi şerhini yazıyor.

Hazırlayan

Kübra BAĞLAN

(Gelişme 2)