EVİN YENİDEN KEŞFİ

KOCAV TV YouTubekanalından canlı olarak gerçekleştirilen KOCAV Sohbetleri’nin ikincisinin konuğu Yıldız Teknik Üniversitesiİktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur idi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Elmalı’nın moderatörlüğündeki sohbet, 20 Mayıs Çarşamba günü saat 22.00’da yapıldı.

Sohbetin konusu“Covid-19 Sonrasında Değişen Yenidünya Düzeni ve Türkiye”ydi. Sosyal hayatın azımsanmayacak derecede sona erdiği, çevrimiçi sisteme hızlı bir geçiş yapıldığı şu günlerde ev kavramının bizler için birçok anlam ifade etmesi hasebiyle Türk evi tasavvuru meselesi gündeme geldi.

Konuşmasının başında değişimin öneminden bahseden Prof. Dr. Okur, dünyadaki değişimlerden sonra insanların tasarımı gerçekleştirebilmek için daha kullanılabilir alanlar bulduklarını ifade etti. Bu durumla ilgili dedaha önce üzerinde bina olan bir arsaya tasarımın daha zor yapılacağıyla karşılaşılırken binanın yıkılması durumunda tasarımı daha kolay yapabileceğimizi hatta o arsayla ilgili başka kişilerin de farklı tasarımlar yapabileceği örneğini verdi.

Konuşmasının devamında Prof. Dr. Okur, modernleşme sürecinden bahsetti. “Modernleşme sürecinin başlangıcında hane merkezli dünya görülür. Ev ve geniş aile bir sosyal gereklilik. Modernleşmenin başında ev ve iş içiçeydi. Tarımla uğraşanların evi ve tarlası yakındı, esnaf ise işyerinin üzerinde otururdu. Geçim için iş öğrenmenin ilk mekânı da evdi. Eğitim ve güvenlik de evin içinde sağlanırdı ve evlerin mimarisi de buna uygun yapılırdı.” diyerekevin birhayat merkezi olduğunuve içinde geniş aileleri bulundurduğunu dile getirdi. Ancak modernleşme bu fonksiyonların her birini teker teker evden ayırdı. İş ve iş mesaisi bütünüyle evden ayrıldı. Eğitim ise tamamen merkezi otoritenin kurduğu işlettiği hatta bu uğurda şehirler kurulduğu bir temel meseleye dönüştü. Güvenlik de bunlara benzer bir evrim yaşadı. Burada çekirdek aileye dönüşüm ortaya çıktı bunun da takribi olarak sanayi devrimine denk geldiğini ifade etti.

Prof. Dr. Okur, Ekonomi 4.0’a gelene kadar zaman yolculuğuna çıkardığı bizlere 1. Dünya Savaşı döneminde “Türk evi” meselesinin Yahya Kemal ve Hamdullah Suphi tarafından da dile getirildiğini aktardı. O dönem bunun başarılamadığını söyledikten sonra bu olayın “Müslüman saati” kavramıyla olan bağlantısını anlattı. O dönem maddi olarak bir şey yapamayacaklarına kani oldukları halde kimliği korumak derdinde olduklarını anlattıktan sonra bu zorunlu kapanma sürecinin bizi o döneme yaklaştırdığını ifade etti.

Bu süreçte evin klasik fonksiyonunun yanında işle ilgili fonksiyonu da kazanmaya başladığını ve bunun yanında evin eğitimmekânına dönüştüğünü söyledikten sonraDünya’nın birçok üniversitesinin uzaktan eğitime geçtiğini ve bunun da dönüşümün göstergesi olduğunu ifade etti. Eğitim ve işin yanında güvenliğin bir diğer unsur olduğunu ifade etikten sonra“evde olduğumuz zaman güvendeyiz” diyerek evin bir başka unsuru da sağladığını ortaya koydu.

Prof. Dr. Okur, konuşmasının devamında şehirler ve nüfus ile ilgili olarak şunları söyledi:“Salgının en çok vurduğu yerler büyük şehirler. Geleceğe yönelik olarak bu devam ederse büyük şehirde nüfusu toplanın riski ortaya çıkıyor. Teknoloji sayesinde büyük şehirlere bağımlılık azalacak. Bu durumda fiziki olarak yeni eve ihtiyaç var.”Aynı evin içinde anne ve babanın çalışmasının ve çocukların evden eğitim almasınınevde emekli olarak nitelendirilen yaşlı kimselerinde emeğine ihtiyacın ortaya çıkacağını dile getirdikten sonra bu koşullara uygun ev tasarlanmasının gerektiğini ifade etti. Yalnız birey piyasa ilişkisine bağlı Batı kapitalizmi ile yalnızlaştırılmış bireyin devlete bağlıDoğu kapitalizminin yapı taşına yalnız bireyi koyduğunu ifade ettikten sonra bu durumun birey sayısı kadar ev anlamına geldiğine değindi.

Yalnızlaşmış bireyin yerine yeniden evi keşfettiğimiz, ailenin ekonominin merkezine oturtulduğu; ev içi emeğinin, işin bir arada olduğu atmosferde aile içi ilişkilerin önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Okur, meselenin hem sosyolojik hem ekonomik hem de kültürel tarafı olduğunu hatırlattıktan sonra bireyin eğitiminde ailenin öneminin de artacağına değindi. Okulla tümden temasının kesilmediği melez sistemlerin karşımıza çıkacağını söyledikten sonra hocanın önce yüz yüze tanıştığı eğitim ortamının daha sonra bu ortamdan çevrimiçi ortama geçileceği bir sürece gireceğimizi örneklerle ifade etti.

“Teknolojik dönüşümle yasadığımız toplumsal dönüşüm bizde büyük tahribatlar oluşturdu. Bundan dolayı teknolojiyi anlamlandırma, ona bir istikamet çizme, teknolojiyi bir modelin parçası haline getirebilme milli kimliği korumak geliştirmek bakımından çok önemli. Endüstri 4.0’a giderken meselenin bu yönünü atlamayalım. Sanayi devrimleri bize şunu gösterdi ki bu nitelikteki teknolojik dönüşümler biz istemesek de hükmünü icra ediyorlar. Siz dijitalleşme olmasa deseniz bile sizin dışınızdaki dünya bir ileri safhaya geçtiğinde biriktirdiği güç ile size tahakküm ediyor. Bu teknolojiyi siz de üretebilirsiniz. Bunlara ağırlık verip tasarımı da bu şekilde yaparsak önemli olur.” sözleriyle teknolojinin takip edilmesi hatta elde tutulup yön verilmesi hususunun önemini vurguladı.

Sürekli bir şekilde “Türkiye’nin gerçek güvenlik sorunları var.” diyenlere Prof. Dr. Okur,milliyetçilik güvenlik gündeminden ibaret değildir, diyerek milliyetçiliğin düşünme ve uygulama konularını da ihtiva etiğini dile getirdi.“Medeniyet meselemiz denildiğinde hep ‘güvenlik’ diyen bir topluma dönüştük. Bunu da değiştirmek lazım. Dünden bugüne bir şey taşımak için dünü konuşuruz. Sentez yapıp devamlılık içinde toparlayabilmeliyiz. Bunun için bir çatı da sunuyor Türk Evi meselesi.” diyerekgüvenlik üzerinde harcadığımız bu enerjiyiinşa ve imar etmeye dayalı projelere aktarmamızın ve hayatı diğer boyutlarıyla da ele almamızın gerekliliğinden bahsetti.Evi yeniden keşfedişimizve elimizdeki teknolojilerin bize sağladığı imkânların bize yeni bir kapı araladığını ifade ettikten sonra bizlerin hem düşünce hayatımız bakımından hem de güvenlik meseleleri bakımından imar ve inşa etme dönemine ihtiyacımızın olduğunu söyledi.KOCAV’ın bizleri Süleymaniye semalarında hissettirdiği bu samimi sohbet dinleyicilerin soruları ve hocamızın sorulara verdiği cevaplarla sona erdi.

Beyza BÜYÜKAĞAÇCI (İhtisas 2)