BİREY VE İKTİSADİ BİREY

KOCAVla gelenekselleşen Divan Sohbetlerinde 17 Ocak Cuma gecesi post sahipiğini iki İstanbul beyefendisi Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar ve Prof. Dr. Ahmet Yörük üstlendi. Sohbet konusu Birey Ve İktisadi Bireyin Geçmiş Ve Günümüz Haliyle Geçirdiği Değişiklik idi.

Sayar sözlerine ; Kıyas ve İcma-i ümmet insan Allah ilişkisini ayarlar diyerek bir giriş yaptı. Müftü ve Şeyhülislamı örnek verebiliriz. İnanç sistemi dışında olan insanlarda var. Onlar için de örfi hukuk, kanunnameler vardır.  Osmanlı’nın kurduğu iktisadi hukuk nizamı bir zamana kadar devam etti. 17. yüzyılın çeyreğinde Hollanda İngiltere ekseninde, Protestanlık şehirleşme ve orta sınıfını oluşturdu. Rasyonel insan çok çalışıyor. Bireyi biliyor ve onu şahsiyet olarak tanımlıyor. Bireyselliğine rasyonelliğini taşıyor. Ölçü sağlamlığı var. Bu yaklaşım, Metafiziği bitirdi. Fakat İslam ile Müslüman arasında bir uyum varsa bir problem yok. Eğer yoksa İslamlaşması gerekir. Batının insanı Hristiyanlıktan çok çekiniyor ve dini din olmaktan çıkartıyor. Metafiziğin ise asırlardır sorunu ise Sahih-i Buhari hadisinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Sizden evvelkiler dinde aşırılığa gittikleri için helak oldular.” söylediği gibidir. Kalvinist Protestan papazları dini değiştirerek, sözde, metafizik sorunlarına çözüm buldular. Buradan da anlaşılacağı gibi Rasyonel İktisadi Birey’in dini kullandığı çok açıktır. İrrasyonel birey de ise iman, sevgi ve aşk var. Rasyonel iktisadi bireyin girdiği çıkmaz irrasyonel olmamasından kaynaklanıyor. Biz de Cumhuriyet dönemine kadar irrasyonellik devam etti ve bizim yaşadığımız saadeti Batı yaşayamadı. Cumhuriyet döneminde ise zorunlu rasyonel iktisadi birey yaşanmadı. Çünkü bizimkilerin dünya ile ilişkisi yoktu. Ama bu da bize zarar veriyor. “Benim yolum Allah’adır,” demekte hiçbir sakınca olmadığını söyledi. Ya tasfiye olacaksın ya da bu hayatta tutunmaya çalışacaksın. Bu nedenle asosyalleşiyoruz, sohbetlerimiz azalıyor. Tabi şimdi de nasipler başka türlü oluyor, gruplaşma halinde oluyor. Bunları da değerlendirmek gerekiyor. Gündelik hayatı sürdürürken de sohbetler ruhlarımızı arındırıyor. Marksizm metafiziktir, doğrusu da olmaz yanlışı da sadece hissedilir. Metafiziği rasyonelleştirdik. Türk insanı aklını gönlüne tercih etmiştir diyen Sayar, konuşmasına burada sonlandırarak sözü Prof. Dr. Ahmet Yörük ‘ e bıraktı.

Yörük, ‘akli selim, kalbi selim ve zevki selim olmalıdır insan’’ der. Bunun örneği olarak, Prof. Dr. Ajmet Güner Sayar ile beraber fakülte yıllarında yaşadıklarını anlattı. Kendilerinin de ortak hocası olan Sabri Ülgener hoca ile hatıralarını aktarırken aynı zaman da 70 ve 80li yılların siyasi ve sosyal durumlarının da analizi yapılarak gözler önüne serildi. Gençlere de akli selim kalbi selim ve zevki selim olmanın önemini aktarıp sadece bölümlerinde değil başka alanlarda da kendindilerini geliştirmeleri gerektiğini vurguladı.