AUGUSTE COMTE VE İNSANLIK DİNİ

KOCAV’da bu yıl “Kaybolan Ahlakın Peşinde” üst başlığı altında gerçekle- şen Konferans/Panel/Açık Oturum dizisinin ikinci faaliyeti, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Enes Kabakcı’nın “21. Yüzyılda Suni Bir Din: İnsanlık Kültü” başlıklı sunumuyla gerçekleşti. Doç. Dr. Enes Kabakcı, Fransız devriminden sonra Auguste Comte’un inşa ettiği insanlık dinini daha iyi anlayabilmemiz için ilk olarak Comte’un yaşadığı dönemden bahsetti. Comte’u; devrimin sosyal, siyasal, entelektüel ve manevi yönden açtığı krizin içinde yetişmiş ve yoğrulmuş bir düşünür olarak tanımlayan hocamız, bu krizin Comte’u üretime sevk eden şey olduğunu ve Comte’un temel gayesinin bu krize ve o dönem Avrupa’yı kasıp kavuran devrimler çağına bir son vermek olduğunu vurguladı. “Comte, geçmişle şimdiki zaman ve gelecek zamanı, akıl ile inancı, devrim ile sürekliliği, statik ile dinamiği uzlaştırmaya çalıştı.’’ diyerek Comte’un çektiği sancıları özetledi. Doç. Dr. Kabakcı, Comte’un, devrimin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu, ancak bir düzen tesis edilmesi gerektiğinin farkında olduğunu ifade ederek bu durumu “Düzen ile ilerlemeyi buluşturma amacı Comte’ta birkaç gelişimle sonuçlandı. Bunlardan biri sosyolojiye, kuracağı o yeni bilime, bir zemin hazırlamaktı. Ama bu bilim entelektüel bir faaliyet olsun, üniversitelerde yeni kürsüler açılsın diye kurulan bir bilim değil, doğrudan dönemin ihtiyaçlarına yönelik kurulmak istenilen bir bilimdi.’’ diyerek ifade etti. Ardından bu bilimin toplumu anlamak, tanımak, bunun için bilgi üretmek ve bu sayede topluma yön verebilmek, yönetebilmek için kurulmuş bir bilim olduğunu belirterek, “Sosyoloji aslında siyaset yapıcılara bir kılavuz olması için kurulmuş müdahaleci bir bilimdir.’’ diyerek Comte’un amacının altını çizdi. Doç. Dr. Enes Kabakcı, Comte’un sosyolojiyi bir kılavuz olarak tesis ettikten sonra bunu dinselleştirmeye de çalıştığını ifade ederek, “Comte’un bilim dünyası için talihsizliği burada başlıyor.’’ dedi. Comte’un o dönemde fark ettiği şeyin; toplumda ahlaki kılavuz eksikliği, kilisenin itibarsızlaştığı ve insanların önceden kilisenin üstlenmiş olduğu evlilik ve ölüm törenlerini bile nasıl yapacaklarını bilmedikleri, bu sebeple ciddi bir manevi boşluğun ortaya çıkmış olduğunu belirtti. Comte’un krize neden olarak gördüğü şeyin bir aradalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Kabakcı: “Comte’a göre dinsel evre ve birtakım feodal unsurlar hâlâ modern toplumda varlığını sürdürmekte. Bu, Comte’a göre en büyük  problem. Kaçınılmaz olarak insanlık pozitif bilimsel evreye geçecektir. Bilimsel, endüstriyel topluma gidiş bir gereklilik ve zorunluluktur.’’ diyerek Comte’un görüşlerini aktardı. Comte’un öngörüsünün, toplumların varacağı nihai nokta itibariyle geleneksel olanın yerini modern olana, bilimsel olana bırakacağı olduğunu belirtti. Bu süreçte Comte’a göre din adamlarının yerini bilim adamları alacak, geleneksel toplumda gücü elinde bulunduran askerlerin yerini ise sanayiciler alacaktı. Doç. Dr. Kabakcı, Comte’un topluma rehber olan bir bilim kurduğunu ama orada kalmayarak dönemin ruhu ve zamanın ihtiyaçları gereği yapay bir din de kurmaya itildiğini ifade ederek, “Bu dinin adı insanlık dini. İnsanlığın tanrı sayıldığı bir din.’’ dedi. “Comte’a göre birey için din bir ihtiyaçtır çünkü insan, kendini aşan, kendinin ötesinde, aşkın bir şeyi sevme ihtiyacı duyar. Aynı zamanda din, inanç ya da maneviyat siyasal otoriteyi dizginler, yumuşatır, ılımlaştırır. Yani mutlak bir dünyevi otoritenin ortaya çıkmaması için Comte, manevi bir iktidarın, yani bir dinin, toplumsal bir gereklilik olduğunu da savunuyor.” Ancak Comte’a göre bu dinin, insanlığın o güne kadar inanmış, tecrübe etmiş olduğu bir din değil, yeni bir din olması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kabakcı, Comte’un düşüncelerini “Bu din kanıtlanmış, ispatlanmış, bilimsel olarak ulaşılmış bir din olmalıdır. Çünkü artık modern insan vahye dayalı bir dine inanmak istemez. Bu onu tatmin etmez. Din, hem duyguları tatmin etmelidir hem hayal gücünü tatmin etmelidir hem de aklı tatmin etmelidir.’’ diyerek ifade etti. İnsanlık dini nasıl bir din diye dü- şündüğümüzde bu dini, sivil din veya vatandaşlık dini ve akıl dini şeklinde yumuşatmaya gerek olmadığını vurgulayan Kabakcı, bu dinin ilmihali, ibadetleri, kutsal günleri ve kutsal şahsiyetleri olan bir din olduğunu; Comte’un dininde her şeyin kayıt altında olduğunu ve her şeyin en ince ayrıntısına kadar planlanmış olduğunu belirtti ve şunu ekledi: “Comte bu dinde bireysel yaşamın en kılcal damarlarına kadar müdahale etme hakkını kendisinde görüyor.” Doç. Dr. Kabakcı, Comte’un kendi kurduğu din hakkındaki fikirlerini de ekledi: “Bu dine akılla ulaşılır fakat aklı kutsayan yücelten bir din değildir. Bu din kalplere, duygulara hitap eder dolayısıyla bu din bir bilimcilik değil. Bu dinin adı insanlık, hü- manite olmasına rağmen hümanist bir din de değil çünkü gerek pozitivizmin gerek Comte’un kurduğu bu insanlık dininin insan ve toplum tasavvuru hiç de hümanist değil. Çok disiplinli sert bir düzenin olduğu, ödev düşüncesinin ön planda olduğu ve seçkinci bir öğreti. Fert yok, cemiyet var. Hak yok, ödev var.’’ Comte’un dininde ulu varlığın insan olduğunu ifade etti ve ekledi: “İnsanlıkla kastettiği şey şimdiye kadar yaşamış insanların bir toplamı de- ğildir. Önemli bir eser bırakmış, önemli bir örneklik sergilemiş insanları ifade eder. Evrensel düzenin mükemmelleşmesine, insanlığın birikimine özgürce katkı sağlamış; geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanda yaşayan insanlar.” Konuşmasının sonunda Comte’un öngördüğü şeyin, içinde epistemoloji, siyaset, sosyoloji ve maneviyatı barındıran total bir düşünce sistemi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Enes Kabakcı, Comte’un dininin “Dünyevi bir spiritüalizm’’ şeklinde ifade edilebileceğini belirtti. Comte’un insanlık dininin kalıcılığı ve geçerliliği konusuna da değinerek Fransa’da az sayıda takipçi grubu bulduğunu, Latin Amerika’da bü- yük bir yankı uyandırdığını söyledi. Özellikle Brezilya’da 20. yüzyılın başlarında bu dinin neredeyse resmi din haline geldiğini belirttikten sonra, Osmanlı Devleti’nde ise Jön Türkler ile yankı bulduğuna kısaca de- ğindi. Konferans, dinleyicilerden gelen soruları cevaplamasının ardından sona erdi.