ALPARSLAN BABAOĞLU İLE EBRU SANATINA DAİR

KOCAV Başarı Öyküleri’nde konuğumuz Ebru sanatının seçkin ustalarından Alparslan Babaoğlu oldu. Başarı Öyküleri Programı öncesinden KOCAV Giriş Sınıfı öğrencilerinden Songül Serap Bakırcı Ahde Vefa sunumunda Galip Erdem’i anlattı. İnandığım her şeyi yazamasam da, inanmadığım hiçbir şeyi yazmadım diyen Galip Erdem’i tüm özlemimizle yâd edip, böyle bir büyüğümüzü kaybederek hak davasında vatan kavgasında yitirdiklerimizi anladık. 1957 Çorum doğumlu olan Alparslan Babaoğlu ilk ve ortaokulu Ankara’da, liseyi Erzurum’da okuduktan sonra ODTÜ mimarlığı kazanmıştır. Fakat istediği bölüm olan mühendislik için İngiltere’ye gidip 1979 da lisans, 1980 de yüksek lisansını vermiştir. Manchester Üniversitesinde iken oradaki Türk arkadaşlarıyla beraber Avrupa Demokratik Türk Ülkücüleri Birliğine bağlı TÜRK-BİR’i kurmuşlardır. Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli firmalarda çalışmıştır. İlk olarak uzak kaldığı bu sanatı bir arkadaşı vesilesiyle tanımış. Daha sonra giderek artan merakıyla başlamış. İlk defa arkadaşının evinde gördüğü Hilye-i Şerifi şaşırarak “Bu tür eserler müzelerde olur’’ demesiyle Önder Yetiş’in eşi “Bunu ben yaptım istersen sen de yapabilirsin.’’ demesiyle geleneksel sanatlarımızla böylece tanışmıştır. Ebru ile ilgili okuduğu ilk eser ise Uğur Derman’ın ebru hakkında yazılan eseriymiş. Yaklaşık hayatının 40. yılında olan Alparslan Baboğlu parmaklarıyla adeta yeniden hayat bulan bu sanatta ilk olarak Mustafa Düzgünmannile başladı. Ebruya dair tün incelikleri ondan öğrenmiştir. Alparslan Babaoğlu; “Bir talebe ile hocasının münasebeti ikisi beraber Hakka yürüyünce biter. Benim hocam Hakka yürüdü ama ben hala onun eserlerinden feyiz alıyorum’’ diyen Alparslan Babaoğlu, daha sonra ebru sanatının tarihçesine değinerek günümüze kadar kattettiği yolları anlattı. “Ebru suyun üstüne boyaların dökülmesi ile yapılan bir kâğıt bezeme sanatıdır. Ebru sanatı ilk olarak nerede ve ne zaman başladı bilinmiyor. Bilinen en eski ebru 15. Yüzyıla ait. Her sanatçının stili farklı olduğu için Japonya da her hükümdarın yanında, her asilin yanında bir ebru ustası bulunuyordu. Bu sanatçıların yaptığı ebru üstüne yazılan mektupların kimden geldiğinin göstergesi oluyordu. Bizim coğrafyamızda ise bilinen en eski usta Abdullah Buhari adında bir ustadır. Ebru ab-ri’den gelir. Ab=su, ru=yüz demektir. Su yüzüne yapılan resim manasındadır. Ab-ri de zaman geçtikçe ebru olmuştur.’’ Alparslan Babaoğlu ‘Bizim sanatlarımızla topluma mesaj veremeyiz. Bizim geleneksel sanatlarımız estetik haz içindir. Her zaman yapılan sanat sanat için midir, yoksa sanat toplum için midir tartışması Batı sanatları için (resim, müzik, heykel, grafik… vb) için söylenebilir, sabahlara kadar tartışması yapılabilir. Lakin sanat sanat için mi yoksa toplum için mi tartışması bizim sanatlarımız için yapılamaz. Çünkü bizim sanatlarımızın tamamı Allah rızasını kazanmak içindir, başka bir şey için değildir. Hattat Allah rızasını kazanacağım diye yazar, tezhipçi Allah rızası için onu en güzel şekilde süsleyeyim diye tezhip eder, ebrucu Kur’an-ı Kerim’in etrafını süsleyeyim diye çabalar. Bizim sanatlarımızda öl çüt Allah’ın rızasını kazanmaktır. Biz Allah için yaparız. Dolayısıyla bu tartışma bizim sanatlarımız için yapılamaz. Bu çıkarımların dışında sanatta kural olmaz. Sanatta yenilik şarttır. Kendini yenilemeyen sanat, tekrarlardan oluşan sanat, sanat değildir. Taklitten sanat olmaz. Sanat özgürlükten beslenir. Dolayısıyla batı sanatı için kullanılan argümanları bizim sanatlarımız için kullanamayız. Bizim sanatların kendine has argümanları, kendine has söylemleri vardır. Bir ebruyu, bir hüsnü hattı değerlendirirken batı sanatları gözüyle bakarsak hata yaparız. Dolayısıyla gözlüğü değiştirip, kendi gözlüğümüz ile bakmamız lazım.’’ Bu kıymetli sanatın Türk-İslam dünyası için değerini hocamızın anlatımıyla bir kere daha öğrendik. Bu sanat kimliğimiz, bizi biz yapan değerlerimizden biri. Hak yolunda, Hak rızasını kazanmak için yapılır bu kıymetli sanatımız. Alparslan Babaoğlu bu güzellikleri anlatarak ufuk dünyamızda biz gençlere yepyeni kapılar araladı. Meslek hayatımızda birer başarılı insan olabileceğimiz gibi güzellikleri ruhumuzunda duyumsayacak birer birey olmamızı da istedi. Hak yolunda Hakkın rızasını kazanmak için gönül dünyamızı da zenginleştirmemiz gerek. Alparslan Babaoğlu geçmişten günümüze yapmış olduğu eserlerinin örneklerini göstererek yapılan çalışmalar hakkında kısaca bilgilendirmelerde bulundu. Programın sonunda plaket takti mi yapıldı.