2014-2015 DÖNEMİ SERTİFİKA TÖRENİ

Kültür Ocağı Vakfı 2014-2015 Dönemi Sertifika Töreni, 30 Mayıs 2015 Cumartesi Günü Erol Güngör Kültür Merkezi Ömer Lütfü Mete Salonunda gerçekleştirildi.  Erol Güngör Kültür Merkezi binasında gerçekleştirilen sertifika törenine vakıf yöneticileri, seminer hocaları, öğrenciler, KOCAV mezun ve mensupları katıldı. Güz ve Bahar dönemi olmak üzere iki dönemde de başarılı olan öğrencilerin yanı sıra her yıl düzenlenen futbol turnuvası, satranç turnuvası ve bu yıl ilki düzenlenen masa tenisi turnuvalarında başarılı olan öğrenciler ödüllerini aldılar.      

Sunuculuğunu Vakfımız İhtisas 2 sınıfı öğrencilerinden Ebrar Akbulut ve Gelişme 2 sınıfı öğrencilerinde Gökhan Çalışır’ ın üstlendiği törende ilk olarak kürsüye KOCAV’ın Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Musatafa Delican geldi.

“ Akademik hayattan aşina olmuş olduğunuz eğitim öğretim döneminin açılışı ve kapanışı süreci içersinde bizde de artık KOCAV bir akademi haline geldiği için hem açılış hem de kapanış programlarını böyle görkemli törenlerle yapmak istiyoruz’’  diyen Prof. Dr. Mustafa Delican konuşmasına şu sözlerle devam etti.

Bilgiyi Talep Eden Bir Gençlik

“Her yıl olduğu gibi bu yılda giriş gelişme ve ihtisas sınıfı öğrencilerimizin bir yıl boyunca vermiş oldukları emeklerinin burada belgelendirilmesi takdir edilmesi için buradayız.  Tek bir amaç var burada kendi ayakları üzerinde duran donanımlı insan gücü yetiştirmek,  yâda şahsiyetlerin, fertlerin oluşmasına katkı sağlamak. Vakfın kuruluşunda bilimsel bilgi üretmek esas merkeze alınmıştır. Bilgi üretmenin gerekli olduğunu bu bilgininde bizim tarafımızdan üretilmesi gerektiğini de o zaman tespit etmiş olduk.  Geldiğimiz günde ve bugünde aynı tespitte devam ediyoruz. Aslında bizler nesil olarak tarım toplumuyla sanayi toplumu arasına sıkışan bir nesiliz. Dolayısıyla bu dönem içersinde ve geçmiş dönemlerde bilgi elbette önemliydi. Sizler hizmet toplumu ya da sanayi toplumu dediğimiz toplumun içersinde yer alacak kuşaklarsınız. Hizmet toplumu dediğimiz ya da sanayi ötesi toplum dediğimizde ileri teknoloji ve aynı zamanda bilgi daha fazla toplumların merkezinde yer alır. Dolayısıyla bundan sonraki dönem içersinde bilginin üretilmesi ve bilgiye hâkimiyet her şeyden öne çıkacaktır. Bizim de amacımız nesillerin hazırlıklı olmasını sağlamak. Bilginin ehemmiyetinin kavranılması ve bilginin hiçbir zaman nötr bir kavram olmadığını anlamamız gerekiyor. Bilgi hangi toplumda hangi kültürde üretiliyorsa o toplumun kültürünün, inancının, değerlerinin bir yansıması olarak karşımıza çıkar, özellikle sosyal bilimler için bu çok daha doğru olan bir ifade.  Bilim felsefesi almış olan arkadaşlar pek ala bileceklerdir ki bilimsel bilgi değişmeyen bir bilgi değildir. Dinamiktir ve sürekli değişime tabi olma niteliği ile aslında diğer bütün bilgi türlerinin dışında ayrı bir değere sahiptir. Biz kuşak olarak yetişirken bilginin hiç değişmeyecek bir niteliğe sahip olduğu gibi bir kanaate sahip olarak yetiştik.  Bu bilgi sürekli değişmesi gereken bir bilgidir. Dolayısıyla bu bilgileri sürekli kendimizin üretmesi lazım. Bundan sonra toplumların bilgiye hâkim olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılması söz konusudur. Burada kendi ayakları üzerinde duran ve bilgiyi üretme kapasitesine sahip olan gençlerin yetiştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla bütün bu çalışmaları gerçekleştiriyoruz.’’

Talep Etmek Esastır

 Yapmış olduğumuz bu çalışmalar içerisine katılan arkadaşlarımızın içerisinde henüz üniversiteye yeni gelmiş, liseyi yeni bitirmiş olan arkadaşlarımız var, üçüncü dördüncü sınıfını ikmal etmekte olan hatta bazen mezun olan arkadaşlarımız, yüksek lisans doktora seviyesinde olan arkadaşlarımızda var. Bu seminerlerden yeterince faydalanmak biraz da gelen arkadaşlarımızın birikimiyle, bilgileriyle alakalı bir husustur.  Başlangıçta geldiğinizde elbette bu derslerin seminerlerin bir kısmı size ağır geliyor olabilir. Ama ikinci dönemin sonunda kesinlikle bunlar ağır gelmekten uzaklaşır. Onunla sosyalleştiğiniz için çok daha kolay hale gelir. Bu yüzden biraz dirençli olmak lazım. Hemen pes etmemek lazım. Ağır geliyor diye bırakıp kaçmamak gerek. Aksi takdirde her kolay olana talip olursak kolay olanın bize fayda sağlamayacağı açık ve kesindir.

Çeşmeden ne kadar su akarsa aksın herkes kendi kovası kadar bunu doldurur. Biz kovamızı geniş tutmak ve büyük tutmak durumundayız ki daha fazla faydalanabilelim.  Bizler bu ilim sofrasını daha da zenginleştirip büyütmek istiyoruz, sizlerin de bu ilim sofrasından daha fazla yararlanabilmesini umuyoruz. Bu açıdan burada talepler esastır. Sizler talep edeceksiniz bizler yapacağız. Kendi kuşağımız, kendi yetişmemiz kendi birikimimizde göre bildiğimiz kadar hareket ederiz onu dikkate  alırız. Sizler eğer bize işaret verirseniz talepte bulunursanız onlarla biz hem kendimizi hem sizlerin gelişmesi için çaba sarf etmiş olacağız.  Diyerek sözlerine son ver Prof. Dr. Mustafa Delican gelen davetlilere ve zamanını KOCAV dan yana kullanan öğrencilere teşekkürlerini iletti.

KOCAV eğitimden sorumlu Başkan Yardımcı Prof. Dr. Mustafa  Delican dan sonra kürsüye  sırasıyla Giriş, Gelişme ve İhtisas sınıfı öğrencileri  gelerek duygu ve düşüncelerini paylaştılar.

Körler Diyarından Geçen Kuyruklu Yıldızlar

Biz, lise tahsilini Anadolu’da yaptıktan sonra, dinine, vatanına ve milletine layıkıyla hizmet aşkıyla, birbirinden başka dayanağı olmadan İstanbul’a gelmiş bir grup gençtik. Yolumuz, bu toprakların pratik hayatla intibakı sağlam, fikir üretme potansiyelini hayata geçirebilmiş, ahlakı ve yaşayışıyla yolumuzu aydınlatan münevverlerin, diğer bir deyişle “körler diyarından geçen kuyruklu yıldızların” yolu idi. İnsanlığın yaradılış programına uygun, bu çağın sorularına cevap verebilen, milli ve üstün bir medeniyet tasavvurunu aramak, bulmak, inşasına hizmet etmekti muradımız. Bireysel anlamda da ipeğe sarılı çelik olabilmek, öncelikle bir kul olduğumuzu aklımızdan çıkarmadan ilmî metodu özümseyip bir hayat nizamı tesis edebilmek ülkümüz.

İşte tam da bu noktada, yardımımıza adeta Hoca Ahmet Yesevî’nin ocağından bugüne düşen bir çırağ gibi Kültür Ocağı Vakfı koştu. Lisedeki edebiyat hocamız sayesinde irtibat kurduğumuz vakıf, hem ihtiyaç duyduğumuz alanlarda bize maddî manevî kol kanat gerdi hem de unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi, kültür kodlarımızı ilim mesabesinde öğrenebilmemiz için gerekli imkânları önümüze serdi. Düşünmenin lüks yahut zillet addedildiği bir ülkede, lise çağlarında kitaplarıyla tanışmış olduğumuz için şükrettiğimiz akademisyenlerin, mütefekkirlerin sohbetine dâhil olduk bu ocakta. Kimilerinin evlerine dahi gitme şerefine nail olduk, sormak isteyip de imkân bulamadığımız soruları sorduk onlara.

Bunun yanında kendimizi, adeta büyük bir ailenin fertleri gibi hissettik. Sadece vakıf etkinliklerinde değil, bazen ders çalışmak, bazen sadece hatıralarda tatlı tatlı yâd edilecek hasbıhaller için adresimiz de yine burası oldu. Ünsiyetin doğurduğu muhabbetimizin yanında, aldığımız vazifeler neticesinde de giderek daha da yakınlaştık, kendimizi de bu aileden bildik.

İlk başta okuduğum ayet üzere yürüyebilme, “emrolunduğu gibi dosdoğru” olabilme yoluna lise yıllarından itibaren gönül vermiş olan ben ve arkadaşlarım, yine böyle nesillerin yetişmesinde hizmet edebilmek gayesiyle çıktığımız bu yolda, kendimizi aynı fikre ve vizyona sahip, davamız için çok önemli adımlar atmayı başarmış bir çatının altında bulduk. Bu buluşmanın bize verdiği saadetin altını ne kadar çizsem az. Temennim odur ki biz de imanımızdan güç alarak bu yolda üzerimize düşeni yapalım, say ü gayretimizi, tevekküle katarak yılmadan çalışalım. Nihayetinde ise sarf edilen bunca emeğe layık olabilelim.

Bu güzide teşkilatla yeni bir medeniyet tasavvuruna yürümek, milletimizi şanlı mazisiyle buluşturup, istikbale taşımak, milletimize hizmet edebilmek duasıyla, Allah hepimize güç, kudret ve azim ihsan eylesin; yâr ve yardımcımız olsun.

                                                           Metehan HEPVAR Gelişme 2

                                                    İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 

Ödüller Sahiplerini Buldu

Her yıl düzenlenen futbol turnuvasın da bu yıl ‘’KAS’’ birinci olurken Kültür Gücü Ocak Spor ikinci Hacı Arifbey üçüncü oldu. Satranç turnuvasında Yaşar Fatih Ay birinci olurken Masa Tenisinin Şampiyonu ise Mustafa Çakır oldu. Giriş ve Gelişme sınıfının başarılı ödevleri İz Yayıncılıktan Kitap çeklerini almaya hak kazandı.  Sertifika töreni sonrasında Sanatçı Işık Ersin tarafından verilen müzik ziyafetiyle tüm KOCAVlılar bir yılın yorgunluğunu üzerlerinden atıp kulaklarının pasını sildiler.