100. YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ

28 Mart Cumartesi günü, Kültür Ocağı Vakfı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde, Çanakkale zaferinin 100. yılı anısına, Çanakkale Mahşeri, Yazılamamış Destanlar, Yemen Ah Yemen, Kanije gibi kitapların yazarı Tarihçi-Yazar Dr. Mehmed Niyazi Özdemir’in imza gününün ardından bir söyleşi programı düzenlendi.

Programa geçilmeden önce vakfımız öğrencilerinden Alper Açıkgöz’ün bağlaması eşliğinde Cafer Erdem Umudum, Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine şiirini okudu. Daha sonra psikiyatr Dr.Zekeriya Kökrek tarafından Mehmed Niyaz kürsüye davet edildi.

 Mehmed Niyazi, İngilizlerin Rupert Brooke gibi önemli yazar ve şairlerini Çanakkale’ye götürdüğünü ve bu şairlerin yazarların yazdıkları şiirlerin yazıların çok büyük ilgi çektiğini ifade etti. Sonra o zamanki hükümetimizin de eli kalem tutan şairlerimizi, hikâyecilerimizi, romancılarımızı Çanakkale’ye götürdüğünü fakat hiç birisinden doğru dürüst bir şey çıkmadığını ifade etti. Bizim de bunu yaptığımızı fakat Çanakkale Şehitleri’ne yazılmış, “Çanakkale Mahşeri”ni en iyi ifade eden şiirin o sırada Necid çöllerinde bulunan Mehmet Akif Ersoy tarafından yazıldığını ifade etti. Hiç o savaş meydanını görmeden, çok uzakta bir çölde, Enver Paşa tarafından gelen haberle, Çanakkale Savaşı’nı bu kadar iyi anlattığını ve bu şiir okunduğu müddetçe o şehitlerin layıkıyla anılacağını ifade etti. Zekeriya Kökrek ise Çanakkale’nin önce Akif sonra da Mehmed Niyazi Özdemir’in eserleriyle anılacağını ifade etti. Ölülerin, diriler tarafından hatırlanması ve hatırasının yaşatılmasının gerekliliğini Mehmed Niyazi’nin şu sözleriyle ifade etti Kökrek:  “Dirilerin yaşayabilmeleri için ölülerini bilmeleri ve onlara sahip çıkmaları gerekir.” Ve ekledi “Bizde tarih, kültür ve şuur olarak yaşıyor ve biz ölülerimizin mirasıyla haysiyet kazanıyoruz, şahsiyet kazanıyoruz ve gelecek kuruyoruz ve aslında bizim ölü zannetiğimiz ve Kur’an’da diriler olarak zikredilen insanlar bize bu haysiyeti ve şahsiyeti veriyor. Niyazi ağabeyin bütün eserlerinde bu çizgiyi görürüz. Felsefe, tarih ve şuur olarak şekillenmiş ve roman olarak da kitlelere kabul ettirirler.” Diyerek aslında bir akademik kitabın belki de başaramayacağı bir işi başardığını ifade etti. Tekrardan sözü alan Mehmed Niyazi, Çanakkale Deniz Zaferi’nin sadece Osmanlı ve Türk Tarihi açısından değil dünya tarihi açısından da önemli bir yer işgal ettiğini ifade eden Mehmed Niyazi, Çanakkale’nin zaten geçildiği ve İstanbul’un işgal edildiğini, zaferin hiçbir şey ifade etmediğini söyleyenlere karşılık ise Osmanlı Devleti’nin topraklarının paylaşıldığını, Osmanlı’nın Ruslar, İngilizler ve Fransızlarla görüşmelerinde netice alamamasını anlattı. Ve savaş sırasında Rusların güçlü olduğu kanaatine varan İngiliz ve Fransızların Ruslara yardım kanallarının kapandığı bir dönemde, yardım götürebilmek için Çanakkale’ye dayandıklarını ifade etti. Böyle bir dönemde 1915’te Çanakkale’nin geçilememesinin bu zaferinin o sıralarda İsviçre’de bulunan Lenin’in Rusya’ya geçişine yardım ettiğini anlattı. Daha Sultan Galiyev, İmam Mustafa gibi büyük insanların Lenin’in tarafına geçtiği ve Çarı düşürdükleri ve o dönemde en kalabalık orduya sahip Rusların savaştan çekilmek zorunda kaldığına ve bunun savaşın ve dünya tarihinin seyrinin değişmesine sebep olduğunu ifade etti. Çanakkale’nin 1918’de İngilizler tarafından geçildiğini fakat 1915 yılındaki İngilizlerle 1918 yılındaki İngilizlerin aynı olmadığını ekledi Mehmed Niyazi. Ardından Zekeriya Kökrek de bir emek olmadan Çanakkale savaşının bu kadar önemli sonuçlara yol açtığını ifade etmenin zor olduğuna değindi, bunu yok sayan insanlara Çanakkale’nin önemini izah etmede bir mesajın olmasının önemine değindi. Daha sonra Mehmed Niyazi sözü aldı ve Çanakkale’nin gerçekten bir Mahşer yeri olduğundan ve savaşın her iki taraf içinde çok büyük kayıplarla sonuçlandığını ve her iki taraftan da insanların çok trajik hikâyelerinin olduğunu belirtti. Savaş deyip geçmemek gerektiğini, sonuçlarını ve aynı zamanda o mahşeri iki taraftan da yaşayan insanları da düşünmemiz gerektiğini, vatanımız uğruna şehit olmuş insanları, onların yazılamamış destanlarını anlamamız gerektiğini ifade etti. Daha sonra ise bizim Çanakkale’yi bunları yapamadığımız için iyi okuyamamamızdan bahseden Mehmed Niyazi, bir savaş deyip geçmemenin ve bu zaferi ve mahşeri iyi anlamanın ne kadar önemli olduğunu vurguladı. Sadece Çanakkale Zaferi’nin değil, tarihimizdeki bizlere çok şey anlatan meselelerin de iyi anlaşılmasının önemine değindi, mesela Zenci Musa ve onun binlerce altını getirip teslim etmek için o kadar yolu geldiğini ve daha sonra da hiçbir karşılık beklememesinin aslında bizlere çok şey anlattığını ifade etti ve sözlerine son verdi.