KIRIM TÜRKLERİNİN DRAMI

     Divan sohbetleri programının 7 Mart 2014 günü post sahibi Türk Halk Müziği sanatçısı, kopuz ustası Bünyamin Aksungur’du. Programda güncel olması nedeniyle de Kırım Türkleri’nin dramı konu edildi. Hocamız Kırım Türkleri’nin 1890’lı yıllardan başlayıp 2000’li yıllara kadar geçen tarihsel sürecini bizlere kâh gülerek kâh şarkılarla bir yandan kopuzuyla da eşlik ederek sundu. Sayesinde yanı başımızda olan Türk kardeşlerimizin çektikleri ve çekmekte oldukları sıkıntıları hatırladık. Belki bu vesileyle vatanımızın, hürriyetimizin değerini bir kere daha anladık.

      Burada da okuyucularımıza bu tarihsel süreci hatırlatmakta fayda var diye düşünüyorum. Kırım Türkleri, anavatanları Karadeniz’in kuzeyindeki Kırım yarımadası olan Türk topluluğudur. Ukrayna’nın ana Müslüman unsurunu teşkil ederler. Türkiye’de de çok sayıda Kırım Türkü olduğu bilinmekle birlikte nüfus sayımlarında köken sorulmadığından kesin sayıları bilinmemektedir. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde ise sürgündeki Kırım Türklerinin Kırım’a geri dönmelerine izin verilmesine rağmen eski yoğunluk oranlarına ulaşılamamıştır. Kırım Türkleri, Kırım nüfusunun %15’ini bile oluşturmamaktadır. Zira 1944 yılında Sovyet hükümeti tarafından “Almanlarla işbirliği içinde” olmaları gerekçe gösterilerek sürgün kararı çıkarılmış, daha bu sürgün sırasında binlerce Kırım Türkü açlık ve susuzluktan ölmüştür. Yıllar sonra (70-80’li yıllarda) vatanlarına dönüş başlamış ancak bu da kolay olmamış ve kendi kapıları yüzlerine defalarca kapatılmış, Kırım’a dönmeleri engellenmek istenmiştir. Geri dönenler ise her bakımdan zorluklarla karşılaşmışlar, insanlar bütünüyle evsiz, işsiz, aşsız, sağlık ve eğitim hizmetleri olmaksızın yaşamak zorunda kalmışlardır.

   Aslında Bünyamin Aksungur hocamızın da söylediği gibi Kırım’ın dramı çok daha önceleri Osmanlı zamanında, Osmanlı’nın gerileme döneminde Kırım’ın çarlığa terk edilmesiyle başlıyor ve bundan sonra Kırım 8-10 yılda bir felakete, saldırıya maruz kalıyor. Halen bitmemiş olan sıkıntıları, o zamanlar yaşananların etkisiyle şarkılara yansıyor. Asker yolu bekleyenlerin, gurbette vatan hasreti çekenlerin, evlatlarını kaybeden ana babaların acıları dizelere dökülüyor. İşte bu şarkıları Bünyamin Aksungur hocamız güzel sesi ve müziğiyle saatlerin nasıl geçtiğini unutturarak, arada durup dipnotlarla anlamamızı sağlamak için açıklamalar yapmak suretiyle bizlere sundu. Hikâye ve anılarla zenginleştirdi.

     Bu tarihsel ve sanatsal sunum ve dinleti için öncelikle Bünyamin Aksungur’a daha sonra bu imkânı sağladığı için KOCAV’a teşekkür ederiz. 

 

           Asena SİNANOĞL (Giriş 2)